Saatler ileri Çarşamba, Şub 4 2009 

Başbakan ben Youtube’a giriyorum siz de girin diyor. Adeta beceriksiz bir saatçi gibi davranıyor. Size bir saat yaptım ama hergün 5 dakika ileri alacaksınız! Yaptıkları yasaların gereği kapatılan internet sitelerine illegal girmeyi öneriyor. Yapması gerekenin ne olduğunun farkında olduğundan çok şüpheliyim. Neden yasama organının çoğunluğuna hükmeden yürütmeye de hükmeder ? Bunu Sayın Başbakan’a açıklamak gerek. “Benim memurum işini bilir” diyen bir Özal vardı vakti zamanında. “Anayasaya bir kere delinmekle bir şey olmaz” diyen bir başka başbakan da vardı. Bunlar ne iş yaptığının farkında olduğundan emin olamadığım insanlardır.

Eğer bir işi adam gibi yapamıyorsan, yasamayı beceremiyorsan bırak! Bırak ki yapabilecek olan başka birileri yapsın bu işi değil mi ama ?

Rezillik!

Reklamlar

Bayram Pazartesi, Eki 23 2006 

Doğum

Gözlerimizin henüz tam açılmadığı çağlardayız. Evrene bakan ve bize hergün istisnasız bilgiler taşıyan teleskoplarımız oraya konulalı daha ne kadar oldu ki !

El yordamıyla çalışıyoruz hala. Her bulduğunu ağzına götüen bir bebek gibi, biz de yolumuzu ancak deneylerle buluyoruz. Hep o karanlık çağları, ana rahmini özlüyoruz. Çünkü gerçeğin çölü çok soğuk.

Yeni doğmuş bir bebek gibiyiz gözleri henüz tam açılmamış. Hiçbir şey net değil artık. Ana rahmindeki günlerde hiçbir şeyin rengi yoktu. Ne bir ışık vardı ne de buna ihtiyaç.

Doğum sancısını bize en çok Charles Darwin yaşattı. Sonunda inançlarını kaybetmesine sebep olan gerçeği gördüğünde, bunu acılar içinde söyledi.

Ondan önce de çok şey söylenmişti ama o adeta fitili ateşleyen oldu. Artık geri dönülmez bir yola girmiştik. Artık ana rahminde olduğumuzu söyleyenlerin yanına bir de olmadığımızı söyleyenler eklendi.

Bu artık acıya dayanıklılık sınavına dönüştü. Gerçeğin soğuk çölünde gözleri tam açılmamış bir bebek gibiyiz. Ağzımıza götürdüğümüz şeylerin acısına göre yol alıyoruz.

Anne

Artık ağlamıyoruz, çünkü gözlerimizde yaş kalmadı. Sadece bir biberon görüyoruz ama annemiz nerede ? Bu koca dünyayı otundan hayvanına, demirinden çinkosuna, vitamininden uranyumuna emiyoruz. Her biberon gibi o da bitecek.

Biz artık annemizi aramıyoruz. Biberonuyla bulunmayı bekleyen bir piç gibi koca evrende yapayalnızız.

Şimdi biz neyin doğru neyin yanlış olduğunu nasıl bileceğiz. Rahimdeyken ondan geldiğine o kadar inanmıştık ki bazı doğruların, hiç düşünmeden kabullenmiştik.

Ağız

Biberonumuzu daha çok emdikçe gözlerimiz de daha çok açılır oldu. Karanlıktan çıkalı henüz çok olmadı ama bazı ışıklar gözümüzü aldı.

Artık içselleştirdiğimiz şeyler ancak deneylerden yani ağzımızdan ve gözlemlerden yani gözlerimizden geçmiş şeyler. Gözlerimiz tam açılmadığından hala ağzımızla yol alıyoruz. Çünkü herşey bulanık. Ancak acı da bir değişiklik yok.

Kardeş

Bazen gözlerimiz bir kardeş arıyor. Koca evrene çevrilmiş gözlerimizle hep bir umutla arıyoruz.

Bizi bulacağı iddia edilen uzaylılar sadece filmlerde geliyor. Adeta onlar da evrenin başkabir çölünde yapayalnız bizim onları bulmamızı bekliyor. Üvey bile olsa kardeşler hayal ediyoruz. Koca evrendeki tek piç biz miyiz ? Belki onlar annemizi biliyorlardır ?

Girişin Sonu

Hala eski alışkanlıklarımız devam ediyor. Sanki bizim hayatımıza benzemeli herşey. Sanki biz merkezindeyiz evrenin. Sanki sosyalleşmeliyiz evrenle ve evrende.

Taklit ediyoruz hala doğayı. Sanki yuvasından çıkmasına henüz çok olan ama ışığa doğru bakan bir rakun yavrusu gibi düşünüyoruz. Anne nerede kardeş nerede!

Karanlık çağları özlüyouz aslında hergün. Oruçlar tutuyoruz sanki hiç doğmamışız gibi. Ölülerimiz için ritüeller yapıyoruz.