Fikren Zalim Perşembe, Şub 19 2009 

Gitmeli diyordu, doktor zorunlu hizmete

Gitmeli diyordu, öğretmen de doğuya

Gitmeli, gelmeli, yapmalı, etmeliydik

Sağcıydık, solcuyduk, dinciydik, laiktik biz.

Bizler 1500 yıl önce yazılmış bir kitabın evrenin tüm sırlarına vakıf olduğuna inananlar,

Bizler çöldeki hayat tarzı ile şehri, bin yılları öncesi ile bugünü karıştıranlar,

Bizler aynı dili bile konuşamayan, istemeden kader birliği yapanlar,

Cehennem yaratılmıştı, cezamız kesmişti, zalimdi tanrımız.

Bizler kendimizin yapmayacağı her şeyi başkasına reva görenleriz. Tutarsız, yalancı, hayalperest, çıkarcı, üç kağıtçı, çoğu zaman soysuz ve hainiz. Evet hainiz, içimizdeki hainiz biz.

1980 yılında sırf Yunanistan Nato’ya girsin diye vatanı satan darbecileriz biz. En güvenilen kurumun başıyız.

Bizler üç kuruş menfaati için her şeyi yapan ama komşusu üç kuruş kazanınca gözüne batanlarız. Bizleriz o hain ve zalim olan.

Fikren zalimiz. Çünkü dinizim böyle, adetimiz böyle, görgümüz böyle.

Sen bir mahkumsun diyor Benny Benassi, yüzünü değiştirebilirsin ama düşüncelerini değiştiremezsin (no matter what you do isimli şarkısında).

Devlet Anayasa gereği halkına eğitim sağlık gibi konularda hizmet vermekle yükümlüdür.

Bu yükümlülükleri yürütme organı aracılığıyla yapar (hükumet yani).

Hükumet ülkedeki kamu kuruluşlarını satıyor, piyasayı liberalleştiriyor*. Yükümlü olduğu işlerin dışındaki her türlü düzenlemeyi serbest piyasa, özgürlük gibi ortamlarda yapıyor. Ancak nedense kendi vermek zorunda olduğu hizmetler için birden komünist/faşist/diktatör kesiliyor. Fikren zalimler. Bir şeyi başka türlü yapmayı bilmiyorlar . Bilmiyorlar zordan başka yol. Oysaki vermek zorunda olduğu hizmetler için de diğerleri gibi serbest piyasa ilkelerini kullanabilir. Ancak bir işi yapmanın iki yolu var bu ülkede. Ya zorla ya da peşkeş çekerek birilerine yaptırırsınız.

Peki peşkeş çekilmiş her iş, o işe talip olan diğer insanlar için bir ehliyet ve liyakat arayışı değil midir ? O işi ben de yapamaz mıydım ? Bu işe layık değil miyim ? Bu işi ben neden hak etmedim ? Peki peşkeş çekilen her iş, adaletsizlik kaynağı değil midir ? O zaman adaletin olmadığı yerde bu birilerine eziyet değil midir ?

O zaman zorla ya da peşkeş çekilen her iş, yani bu ülkede yapılan her iş zulümdür. Eziyet üstüne ne bina edilir ? Bu bina bir gün çökmez mi bre gafiller ?

Evine ekmek götürmek zorunda olan adamın senin damadının karşısında ne şansı vardır be hey başbakan ? Sen zalim değil de nesin ? Çalık grubuna verdin Sabah-Atv grubunu. Bunu gören yabancılar bile yatırım yapmaz oldu ülkeye.

Sen bir işi zulm etmeden yapamaz mısın ?

Sen zalimler ve hainler ülkesinin başbakanısın. Evet bu insanlar o yüzden seni seviyorlar. Çünkü kültürünüz, dininiz, görgünüz bundan ibaret.

Sizler fikren zalimsiniz. Her yaptığınız eziyettir bu yeryüzünde. Çünkü zulümden başka yol bilmiyorsunuz.

Özgürlük hepinizi ezip geçecek bunu iyi bilin. Sadece kendiniz için istediğiniz o özgürlük. Hani türbana özgürlük var ya! İşte sadece kendinize istediğinizden ulaşamadığınız o ülkü. İşte tanrısından sadece kendisi için bir şeyler isteyenlerin ülkesinde, sadece kendisi için özgürlük isteyenler. Şunu bilin ki yanlış yoldasınız!

Reklamlar

Engerekon Perşembe, Eyl 25 2008 

Ergenekondan önce yazmıştım, Tayyip Erdoğan’ı korumalıyım diye. Sonunda harekete geçtiler. Ona muhalif herkesi gündemin durumuna göre topluyorlar. Zira devrinin fakir edebiyatı gibi Erdoğan’ın da mazlum edebiyatı vardır. Akp’de bir iç sorun oldu mu mesela, bir yolsuzluk bir durum hani… Hop Engerekler çıkıyor dışarı. Onu bunu sokuyorlar. Sen msin Tayyibi sevmeyen.

Zİyadesiyle Bu sitenin bir kopyasını da hemen kapatı verdiler o arbedede. Ay ne komik. Zaten subdomain olan bir siteyi dns’den banladılar. Subdoman’i değiştirip birkaç ay sonra gene açtım aynı subdomain ile “sonbir” kaldığı yerden devam ediyor. İşte böyle .

Vaktiyle Cumhurbaşkanlığı tartışmalarında demiştim, seçim zamanı. O dağıttıkları bulgurun Cumhurbaşkanı’dır diye. Şimdi Fethullah Gülen ile iftar ediyor Amerikalarda. Umarım sofrada bulgur pilavı da vardır. Afiyetle yerler.

Her millet hak ettiği gibi yönetilir. Geçende Akp’ye oy verip hep inkar etmiş olan bir aklı evvel ile konuşuyordum da elektirik zamlarına kızmış. Komedi dükkanı diye bir program vardı tam oraya layık.

Yazık üzdüler mi seni ? Aman aman aman …

Adnan Oktar’ın polisteki videosu Perşembe, Eki 4 2007 

Dünya Paris Hilton’u adam ediyor. Cumartesi, Haz 9 2007 

Dünyayı umursamaz bir edayla yaşıyordu. Erkek arkadaşıyla yaşadığı yatak maceralarını kendisi satmak istedi. O hep şımarıktı. Çok da ilgilendirmiyordu hiçbir şey onu. Kâh Britney Spears ile kâh başkasıyla barlardaydı. Sesi yoktu ama müzik albümleri yapıyordu. Oyunuculuğu yoktu ama filmler çeviriyordu. Zaman aktı, zaman döndü. Bir eğlencelik olarak kaldı. Bir eğlencelikti artık o popcorn olmuştu, mezeydi o. Şimdi hapsi kaldırmıyordu bünyesi. Yalvar ayakar çıkarttılar ama fazla duramadı dışarda.

Ağlıyordu hapse geri dönerken, mızmız değildi. Şımarık hiç değildi. o ağlarken insanlar hâlâ onun memelerine bacaklarına bakıyordu. Belki de gerçekten en acınacak haldeydi. Belki de merhamete en ihtiyaç duyduğu anı yaşıyordu hayatındaki. Kimse bunlarla ilgilenmiyordu. Acılar paylaşılarak hafifler ama o hiçkimseyle paylaşamıyordu acısını ve her an büyüyordu acısı.

Eskiden o dünyayının hallerini umursamıyordu, şimdi ise dünya onun.

Bizler düşene güleriz be kızım doğamız bu.

Sen gülünce gülenler sen ağlayınca seninle ağlayacaklar mı sandın ?

Herkes kıçıyla gülüyor şimdi sana. Herkesi adam ediyor dünya, işte bir şekilde!

Türkiye K.Irak’ı mı tartışıyor ? Çarşamba, May 30 2007 

Bu aralar herkes bu konuda konuşuyor. Büyük bir harekattan bahsediliyor. Bence burada olgunlaştırılmaya çalışılan düşünce bu değildir.

Bence Türkiye K Irağa girmeyi felan tartışmıyor. Türkiye gayet de
parçalanmış bir Irak’a Kerkük’ü bırakıp bırakmamayı tartışıyor. Misaki
milliyi tartışıyor. Dış işleri bakanının dediği gibi biz refarandumla o
toprakları Irak’a bıraktık, ya Irak biterse ???? Bakınız bu Atatürkçülük
coşkusunun altında Akp’nin iflas etmiş politikaları yatıyor. En başta
da “Kürt sorunu” muhabbeti. Akp o lafla kendini bitirdi.

Özüne gelirsek bu ülkedeki en önemli mesele ekonomidir.

Elimizde yıllar önce kurulmuş bir boru
hattı, İskenderun’da rafineriler ve dünyaya paşalar gibi petrol
satılabildiğimiz bir yumurtalığımız var. Tek eksik büyük bir petrol yatağıdır.

Bence
pkk’ya saldırmayı felan değil Kerkük referandumunu tarışıyoruz. Zira Pkk’ya zaten saldırıyoruz. Bu yıl olacak
olan en önemli şey o referandumdur. Türkiye’deki seçimlerin önemi de bundandır. Ne olur
yani bizim için ? Ne değişecek ? İşte seçimlerle iktidara gelecek olanlar buna karar vereccektir.

Bugün milliyet gazetesindeki bir haberde AB brökratlarının K.Irak’a girilmesi durumunda AB üyeliğinin hayal olduğu söyleniyor. Peki AB’yi halk gerçekten istiyor mu ?

Bizler millet olarak hep savaşları, ölümleri, fakirliği paylaşmışız. AB bize ne verebilir ? Yılda bir kaç milyar dolar bize ilaç gibi gelir. İran’ı yaşatan şey petrolüdür. Petrolü olan bir Türkiye ?!?

İşte herkes bundan korkuyor. İşte herkes bunu tartışıyor. Kekük ne olacak ? Biz aslında bunu tartışıyoruz.

13 mayis 2007 Cumhuriyet mitingi ve Zülfü Livaneli’ye attığım mail Pazar, May 13 2007 

Sayın Livaneli,

Mitingi canlı yayında KanalTürk’te izliyordum. Çünkü diğer miting yayını yaptığını söyleyen kanallar, yayınladıkları tartışma programı adlı kuru gürültülerle, oradaki ne konuşmaları ne de atmosferi yansıtmamaya yeminli gibiydiler.

Sizi orada görmekten son derece memnun oldum. Bana kalırsa sadece siyasi partiler
değil Sayın Mustafa Sarıgül’den Sayın Altan Öymen’e herkes orada olmalıydılar.
Siz de takdir edersiniz ki, bu mitingler özünde kesinlikle bundan başka bir
arzunun eseri de değildir. Eminim insanların sizlere söylemekten, sizin de
dinlemekten sıkıldığınız bir şeydir bu birleşin sözleri. Ancak bundan başka da
size diyebilecek neyimiz var ? Sizler entelektüeller
olarak bizlere yön verenlersiniz. Ancak bu mitinglerde açıkça söylenenleri
dikkate almamanız herkesi kahredecektir.

Bugün orada platformun üstünde ettiğiniz bazı sözler beni çok üzdü. Çünkü bu mitingleri düzenleyenlerin ne kadar öz verili olduğunu atladığınızı düşündüm. Umarım gerçekten size karşı yanlış bir tutum içersine girmemişlerdir. Olanlar bir aksilik bir yanlış anlaşmadır. Emin olun oraya sizi davet edenler asla böyle bir şeyi arzu etmemiştir. Olanlar en fazla basitçe birilerinin suçudur. Açıkçası sizi orada biraz gergin gördüm. Umarım artık sükunet içersindesinizdir.

Size bu e-postayı atmama neden olan olayı açıklamama izin verin. İnternette bir yazıdaki bir link !? O link haber7 aldı şeriatçı bir yayın organına ait. Orada komiteyle aranızda geçenler, Chp’den ayrılmanız, belki Sayın Deniz Baykal’la aranızın soğuk olması onları ne kadar mutlu etmiş, şaşırırsınız. Düşmanlarımız çok sayıda ve de güçlüler. Sizlerden demir lokmayı yutmanızı istediğini, halk da biliyor. Ancak bu bir Kurtuluş savaşı değilse nedir ?

Birleştirici temalı o konuşmanızı takdirle karşıladım. Ancak bazı şeriatçı yayın organlarında Sayın Türkan Saylan’dan Sayın Nur Serter’e kadar inanılmaz bir karalama kampanyası başlamış durumda.

Medya konusunda sadece şu örneği vermek istiyorum. Time dergisinin geçen ekim sayısındaki bir makaleyi okumuştum. Sonra tesadüfen aynı makaleyi Zaman Gazetesi’nin bir haberinde
gördüm. Okuduklarıma inanamadım. Makalenin 180 derece zıttını yazmışlardı. Makalenin türkçesini
internette buldum, türkçesini okumak isteyebilirsiniz diye ekliyorum.

Uzun sözün kısası; artık safların belirginleştiği bugünlerde sizi o meydan da
görmekten ne kadar mutlu olduysam orada olanlardan da o kadar
üzüldüm.

Herkesi sağduyuya çağırmak şüphesiz en doğru harekettir. Ancak kendilerini dev aynasında
görenler, iyi niyet ve hoşgörüyü zafiyet addederler. Eğer komite ve Chp ile
aranızda bir soğukluk olmadığına dair güçlü bir açıklama yaparsanız, bence bu
sırtlanlar kuyruklarını kıstırıp susacaklardır. Çünkü şu an ne koparsak diye
kuduza dönmüş durumdalar. Elbette bizi üzen, sizin başınıza gelen istenmeyen
olayları fırsat bildiler. Hoşgörü sözcüklerinizi de ancak bu sözlerin muhatabı
olmayı kabul edenler alabilecektir. Herkes değil.

Saygılar, sevgiler.

Sigara Salı, May 8 2007 

Akp kimden oy isteyecek ? Cuma, May 4 2007 

1 Mayıs 2007’nin düşündürdükleri Salı, May 1 2007 

İktidar (çünkü bir ülkede iktidar olanlar o ülkedeki sadece iyi şeylerin değil kötü şeylerin de sorumlusudur),

Valilik (çünkü yerel yönetimin tepe noktasıdır ve o bölgedeki halktan doğrudan sorumludur),

Polis (çünkü tutumunda en ufak bir iyi niyet söz konusu değildir),

elele vermiş, İstanbul Halkı’na görülmemiş bir eziyet çektiriliyorlar. İşine gidebilmek için, dört saat boyunca yürüyen insanlar var. 14 ve 29 Nisan mitinglerine ses çıkaramayan hükümet, hıncını işçiden almaktadır.

Kapkaç almış yürümüş, uyuşturucu patlamış, fuhuş desen münferit artık. Bunlar değil mi İstanbul’un sorunları ? Bu değil mi gelecek kuşaklara bıraktığımız ? Şimdi birden şahin kesiliyorlar.

Akşam gene çıkar açıklarlar, işte bunları yaptık ama bakınız neler bulduk ? Şu kadar sayıda YASA DIŞI TAŞ VE SOPALAR ele geçirilmiştir.

Bu kadar da aciz ve komikler.

Yasal mermilerle mi neyle öldükleri bile belli olmayan 37 kişiyi anmak istemek işte bu kadar dert oluyor onlar için. İşte böyle hiç çekinmeden insanlara eziyet edebiliyorlar.

Yağma Pazartesi, Nis 30 2007 

Akp’yi kuranlar uzun süre Almanya’ya gidemedi. Çünkü oradaki vatandaşlarımızdan tokatladıkları milyar dolarlarla kurdular o partiyi. Gecekondu semtlerinden üç kilo bulgura aldılar o oyları. Kuran’a el basmadan da alamadı o fakirler bulgurlarını. Ramazanlar boyunca benim verigimi yağmalattılar. Sokakta buldukları bir yavru köpeği besler gibi davrandılar. Kapılarına bağladılar, en sadık tabanlarını oluşturdular yağmacılardan. İradelerini aldılar, dinlerini sömürdüler halkın.

Bitmedi yağmaları, Cumhuriyetimize göz dikmiştiler. Kurumlarımıza saldırdılar. Makamlarımızı işgal ettiler. Milli irademizi ezdiler. Sanki biz değildik Kurtuluş Savaşının galipleri! Adeta yenildiğimize inandırdılar bizi. Vatanı sattılar. Vatan satılır mı ?

Şimdi de üç kilo bulgura aldıkları oylarla Cumhurbaşkanı olmaya kalkıyorlar.

Sizler ancak üç kilo bulgurun Cumhurbaşkanı olursunuz.

Bu yağma bitecek.

Sonraki Sayfa »