Radikal Analizi, Analiz Edersek Pazar, Şub 22 2009 

radikal

Salak tv showları üstünden analiz yapmacalar.

Olmayana Ergi falan yazmayacağım. Nette bu mevzu almış yürümüş. Ben de yorumumu katacağım.

Sorun nasıl daha elitist olunacağı mıdır ? Yoksa, “biz öyle değiliz” demece midir ? Bir sorun var ama o nedir ?

Analizi analiz ediyoruz ya bakınız: Argumentum Ad Hominem; yazar tipik bir Türk evini ilk defa görüyor herhalde. Uzaylı gören masum köylü hesabı bir yazı yazmış. Konakta büyümüş anlaşılan. Bahçeşehir Üniversitesine de böyle bünyeler yakışır zaten.

Ben mi ? Vallahi memur çocuğu olarak geldim dünyaya. Ben de memurum, gayet de memnunum yani !!! Ne olacaktı ayrıca ? Bu paraya bu kadar oluyor.

Bunun haricinde:
Ekşi sözlüğe girip bir dünya Semra hanım yazısı gördüğüm günü hiç unutmam. Rahmetli Özal’ın karısına bir şey oldu sandıydım. Benim anladığım kadarıyla bu insanlar bu programları izliyorlar. Bu yazarlardan bahsediyorum. Zira ben hiç izlemiyor ve bu konuları bu kişilerden öğreniyorum.

Şimdi bu salak programları izliyor diye millete laf sokuşturmaya çalışıyorlar.

Radikal Gazetesi böyle dimağlara ruhunu açmış bir gazetedir. Bulanık suda balık avlayanlar. Su duruysa suyu bulandıranlar. Tatlı su balıkçıları sizi. Aklıma gelene bakın ! İbo’nun karısı mıydı metresi miydi neydi ? Birbirinin bacaklarına sıktıranlar vardı. Şimdi bu olaylar gündemin tepesindeydi. Radikal alışılmış ve geleneksel olanın belirgin biçimde dışında ya !!! Yesinler. Bunlar bu mevzuyu haber yapmamışlar. Protesto etmişler diğer gazeteleri. Bütün basın bu olanları manşetten verirken, Radikal haber bile yapmıyor. İşte sorumluluk bilinci işte gazetecilik, medyacılık örneği değil mi ? Ben de bunları burada eleştiriyorum! Değil canım!

Radikal gazetesi keşke o mevzuyu haber yapsaydı. Keşke haber yapsaydı da şu yaptıklarını yapmasaydı. Bu olayları haber yapmadığını yaklaşık iki hafta boyunca yazdı. Evet tüm köşe yazarları bunu yaptı. Belki Murat Belge yazmamış olabilir.

Şimdi benim gibi İbo’nun karısıyla metresiyle ilgili haberlere bakmayan birini düşünün. Benim gibi şu yemek programlarını bilmeyen birini düşünün. Ben elitist miyim ? Ben o muyum ? Şu muyum ? Bilemiyorum. Peki ben neden Radikal gibi bir gazetede, hem de Radikal 2 gibi pek sevdiğim bir ekte bu tür haberlere mağruz kalıyorum ?

Yani Radikal de diğerleri gibi bunları haber yapsın herkese satsın. Bana ben bunlarla ilgilenmiyorum, bak ben bunları böyle eleştiriyorum diye satmasın.
Herşey tartışılır ancak bu şekilde değil. Radikal’in üslubu hiç hoş değil.

Ateizm.org adresine de ulaşım engellendi Pazar, Haz 3 2007 

Son dönemlerde bildik erişim engelleme olaylarına bi yenisi daha eklendi. Fikirlerle mücadele edemeyenler hep kaçak güreşiyor.

Türkiye’de Ateizm konusunda fikirlerini paylaşan bir topluluğa bu reva görüldü.

Bakınız ülkemiz aydınlarından dünyaca ünlü yazar Aziz Nesin’den ve İslam bilimleri uzmanı Sayın Turan Dursun’dan kısaca bahsetmek istiyorum. Yıllarca yazılarından dolayı baskılara maruz kalmış olan yazar Nesin, seksenli yaşlarına merdiven dayamışken yakılmaya çalışılmış ve tesadüfen kurtulmuştur. Ancak bu elim olayda 36 aydınımızı ne yazık ki kaybettik. Sayın Dursun ise bir suikast sonucu öldürülmüştür.

Bu iki örnek neden insanların rumuzlarıyla interneti kullandığını çok güzel açıklamaktadır.

Lütfen dikkat ediniz!
Türkiye’de mevcut İslamcı iktidar partisinin görüşleri doğrultusunda bir yapılanma söz konusudur. Bu yapılanmanın gereği olarak en temel haklarımız ortadan kaldırılmaktadır. Artık düşünme ve düşündüğünü ifade etme hakkımız da ortadan kaldırılmıştır diyebiliriz.

Türkiye’de en bilinen ve Ateizm konusunda yıllardır sohbetler edilen http://www.ateizm.org adresine; hiçbir haber verilmeden ve hiçbir gerekçe gösterilmeden ulaşım Türk Telekom tarafından engellenmiştir.

Tam da Der Spiegel dergisi Mayıs sayısının kapağına Herşeyin suçu tanrıda yazmışken.

Adnn Oktr yine meydanda Salı, May 22 2007 

Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimden önce Adnn Oktr büyük bir hamle
başlattı. Bilindiği gibi kendisinin paranoid-şizofren raposu vardır.
Ancak bu kişinin adıyla özdeşleşmiş cemaat/birlik tamamen Fettullh
Güln’e bağlıdır. Amerika’daki Bush ve ekibinin de dahil olduğu
Evangelistlerle çalışmaktadırlar. Bu Adnn Oktr birliğinin asıl işlevi
çeviri yapmaktır. Evangelistlerin yayınlarında geçen İncil sözcüğünün
yerine Kuran, İsa sözcüğünün yerine Allah yazarak metinleri
türkçeleştirirler. İncil’deki ayetlerin benzerlerini Kuran’da bulurlar
ve çeviride değiştirirler.

Bu bağlamda birçok kitap dergi internet sitesine sahiptirler. Bu
kişinin hemen hepsinde adı Harn Yahy olarak geçer. Eğer kendisi ile
ilgili sitelere girer ve biyografisini okursanız, bunu da açıkça
söyler. Ancak bu kişinin değil kitap adını yazması bile başarıdır. Zira
bazı kitapları akli dengesi yerinde olmayan birinden çıkmışa
benzememektedir.

Bu yayınlarla ile ilgili olarak bu seneye kadar pek bir şey
yapılmıyordu. Nedenini ve nasılını kendi sitelerinde açıklayan bir kaç
öğretim üyemiz, Bilim ve Gelecek adlı dergilerinde “Neden Harn Yahy’yı muhatap aldık” diyerek yayınlardaki içeriğe itiraz etmeye başladılar.

İşte hem Akp’nin Amerika’dan gelen emirler gereği yarattığı
Cumhurbaşkanlığı rezaleti hem de bilim insanlarının (güya onun) yazdığı
safsatalara cevap vermeye başlaması Harn Yahy’yı kontrol edenleri
çileden çıkardı. Şu an belki haberiniz yoktur diyerek söylüyorum,
yaklaşık yüz tane web sitesine erişimi kapattılar. Bu sitelerin çoğu
hiçbir suç unsuru içermeyen, evrimle ilgili ya da onların yayınlarına
cevap niteliğinde bilimsel yazılar içeriyordu. Bazılarında ilgili
cemaat/cemaatlerden kaçanlar/kaçabilenler, oradaki durumu anlatıyordu.
Hatta Adnn Oktr cemaatine girmiş ve artık çocuklarını göremeyen
ailelerin dertleştiği siteler bile kapatıldı. Ekşi sözlük sitesinin
kapatılmaya çalışılması ile olay televizyonlara bir miktar yansımış
oldu.

Öncelikle Amerika’nın planları gereği şu an birçok şey oluyor.
Araplara satılmış olan telekom kafasına göre işler yapıyor. Mesela
inanılmaz zamlar yaptılar, muhakkak fark etmişsinizdir. Mesela bir
generalimizin telefonunun dinlenmesi de bu resimdeki bir parçadır.

Şu an Adnn Oktr ile ilgili yargıtay bir karar verdi. Bu da tesadüf
değildir. Ben olayları az çok takip ettiğim kadarıyla bu olay da
Akp’nin kan kaybetmesinin ve milli güçlerin/reflekslerin yeri büyüktür.
Aynı şekilde muhtemelen yakında çıkacak olan bir kararla Adsl
abonelerinin ev telefonu bağlatma zorunluluğu da kalkacaktır. Yani bazı
taşlar yerinden oynuyor, bazıları oturuyor.

Metal Fırtına adlı bir kitapla başlatılan pskilojik harbin sonuna
doğru geliyoruz. Bizim yenileceğimizi öngören senaryolarla üzerimize
geliyorlar. Bu bağlamda inancımızın tam ve kesin olması her şeyden
önemlidir. Her yönden saldıracaklardır.

Yıllardır yurtlar dersaneler v.s. ile kendilerine sonuna kadar inanmış,
beyinleri yıkanmış bir güruh yarattılar. Mesela bunlar için Harn Yahy
dünyadaki bilimin tek kaynağıdır. Onlar cemaatler, tarikatler biçiminde feodal bir örgütlenme
öngörmektedirler. Tek ve bütün bir oy gücü ile iktidara istediklerini
getirip emirleri yerine getiriyorlar.

Peki burada din nerede ? Ben bu tür tartışmaların bir şekilde dine
çekildiğini hep görürüm. İşte “dindarlara saygılı olmak” şeklinde
konuya yaklaşarak; yurtlar, dershaneler v.s. ile beyni yıkanmış bir
güruh yaratıyorlar. Tamamı bilimsel safsata olan şeyleri de inanılmaz
bir mali finans ile sürekli basıp yayınlıyorlar. Bu insanların bu işe
akıttıkları parayı tahmin edemezsiniz. Papalığın sadece evrim karşıtı
yayınlar için yılda 5 milyar dolar ayırdığı söyleniyor. Bu kadar büyük
bir para ona ulaşmak için her şeyi söyleyebilecek kendi “bilim
insanları”nı da yaratıyor, elbette.

13 mayis 2007 Cumhuriyet mitingi ve Zülfü Livaneli’ye attığım mail Pazar, May 13 2007 

Sayın Livaneli,

Mitingi canlı yayında KanalTürk’te izliyordum. Çünkü diğer miting yayını yaptığını söyleyen kanallar, yayınladıkları tartışma programı adlı kuru gürültülerle, oradaki ne konuşmaları ne de atmosferi yansıtmamaya yeminli gibiydiler.

Sizi orada görmekten son derece memnun oldum. Bana kalırsa sadece siyasi partiler
değil Sayın Mustafa Sarıgül’den Sayın Altan Öymen’e herkes orada olmalıydılar.
Siz de takdir edersiniz ki, bu mitingler özünde kesinlikle bundan başka bir
arzunun eseri de değildir. Eminim insanların sizlere söylemekten, sizin de
dinlemekten sıkıldığınız bir şeydir bu birleşin sözleri. Ancak bundan başka da
size diyebilecek neyimiz var ? Sizler entelektüeller
olarak bizlere yön verenlersiniz. Ancak bu mitinglerde açıkça söylenenleri
dikkate almamanız herkesi kahredecektir.

Bugün orada platformun üstünde ettiğiniz bazı sözler beni çok üzdü. Çünkü bu mitingleri düzenleyenlerin ne kadar öz verili olduğunu atladığınızı düşündüm. Umarım gerçekten size karşı yanlış bir tutum içersine girmemişlerdir. Olanlar bir aksilik bir yanlış anlaşmadır. Emin olun oraya sizi davet edenler asla böyle bir şeyi arzu etmemiştir. Olanlar en fazla basitçe birilerinin suçudur. Açıkçası sizi orada biraz gergin gördüm. Umarım artık sükunet içersindesinizdir.

Size bu e-postayı atmama neden olan olayı açıklamama izin verin. İnternette bir yazıdaki bir link !? O link haber7 aldı şeriatçı bir yayın organına ait. Orada komiteyle aranızda geçenler, Chp’den ayrılmanız, belki Sayın Deniz Baykal’la aranızın soğuk olması onları ne kadar mutlu etmiş, şaşırırsınız. Düşmanlarımız çok sayıda ve de güçlüler. Sizlerden demir lokmayı yutmanızı istediğini, halk da biliyor. Ancak bu bir Kurtuluş savaşı değilse nedir ?

Birleştirici temalı o konuşmanızı takdirle karşıladım. Ancak bazı şeriatçı yayın organlarında Sayın Türkan Saylan’dan Sayın Nur Serter’e kadar inanılmaz bir karalama kampanyası başlamış durumda.

Medya konusunda sadece şu örneği vermek istiyorum. Time dergisinin geçen ekim sayısındaki bir makaleyi okumuştum. Sonra tesadüfen aynı makaleyi Zaman Gazetesi’nin bir haberinde
gördüm. Okuduklarıma inanamadım. Makalenin 180 derece zıttını yazmışlardı. Makalenin türkçesini
internette buldum, türkçesini okumak isteyebilirsiniz diye ekliyorum.

Uzun sözün kısası; artık safların belirginleştiği bugünlerde sizi o meydan da
görmekten ne kadar mutlu olduysam orada olanlardan da o kadar
üzüldüm.

Herkesi sağduyuya çağırmak şüphesiz en doğru harekettir. Ancak kendilerini dev aynasında
görenler, iyi niyet ve hoşgörüyü zafiyet addederler. Eğer komite ve Chp ile
aranızda bir soğukluk olmadığına dair güçlü bir açıklama yaparsanız, bence bu
sırtlanlar kuyruklarını kıstırıp susacaklardır. Çünkü şu an ne koparsak diye
kuduza dönmüş durumdalar. Elbette bizi üzen, sizin başınıza gelen istenmeyen
olayları fırsat bildiler. Hoşgörü sözcüklerinizi de ancak bu sözlerin muhatabı
olmayı kabul edenler alabilecektir. Herkes değil.

Saygılar, sevgiler.

Satılmış Medya Pazar, Nis 15 2007 

Bazı Gazeteler ve satılmışlar, herşey ortada.

Satılmış Medya Pazar, Nis 15 2007 

Hrant Dink’in cenaze törenini canlı yayınlayan onlarca medya varken, Cumhuriyet Mitingini sadece iki kanalın canlı yayınlaması çok ilginçtir. Unutulmamalıdır ki bu halk her şeyi görür. Bu halk ile aynı asgari müştereklerde buluşamayanlar (ki bu asgari müşterekler Demokrasi, Laiklik, Cumhuriyet gibi değerlerdir) kiminle hangi asgari müşterekte buluşacaktır ?

Sivil toplum kuruluşlarının büyük çoğunluğunun destek vermediği devasa Mitinge baktığımız zaman; acaba Türk Tabibler birliğinden Disk’e tabanının yanında yer almayanlar, (yani altlarında bir taban olmayanlar!) hangi koltuklarda, kimden aldıkları güce dayanmaktadırlar ? Başka bir değişle acaba bunlar hangi sivil toplumun kuruluşlarıdır ? Zira sivil toplum Tandoğan’da idi.

Bugünkü gazetelere bir bakınız. Murat Belge olsun Ahmet İnsel olsun kendisini aydın sananların yazılarına bakınız. Radikal’in tayfası için bu yürüyüş faşistlerin cuntacıların yürüyüşüdür. İşte size medya. Bakınız Stv gibi kanalların Solcular ve Alevi derneklerinin mitingi yakıştırmalarını ya da AKP’ye yakın diğer kuruluşların saçmalamalarını aktarmıyorum bile.

Görünen köy klavuz istemiyor. Halk’tan gücünü almayan sivil toplum örgütleri ve medya ile karşı karşıyayız.

Peki soruyorum bunların kimin emrinde ?

Bu medyaları alanlar (ki eski TGRT yeni Fox tv’nin yahudilerin elinde olduğunu biliyoruz) kimlerse çıksın muhatabımızı bilelim.

Medya satılmış ama kimlere ? İşte seçim atmosferindeki bugünlerde el konulan kanallar ve gazeteler herşeyi anlatıyor. Medya dördüncü güç ama sahibini bilmiyoruz. Ancak asla halkın emrinde değil!!!

Ek not: Onların yapamadığını ben yapayım. İnternette bir ortamda kendilerini savunan Ntv çalışanları mitingi yayınlamamalarının sebebinin tarafsız yayıncılık olduğunu söylemişler.
Bakınız “tarafsız yayıncılık” ile “taraflı sansürcülüğü” birbirine karıştırmamak gerekir. Bu yaptıkları affedilir bir şey değildir.

bir eksi sozluk vardi Cuma, Nis 6 2007 

Bir Tuna Kiremitçi yazısı. (İlgili yazı için tıklayınız.)

Böyle başlardık bir zamanlar. Bir zamanlar biz de yazardık Ekşi’de, Private’da. Böyleydi başlıklar. Küçük harfliydi herşey. Adeta qwerty klavyelerinde yumuşak g’si olmayanlar için tasarlanmıştı. Charset’i yoktu eksi’nin, windows 1254 olamamıştı karakterler ya da sonuna iso-8859’un -9 koymak zor gelmişti! Herhalde olmadı database sistemlerine latin5 diyemiyordular türkçe için. Ancak Javascriptleri uzundu ekşinin. Çoğusunun tüm hakları Fatih Sultan Mehmet’e bağışlanmıştı, çalan çırpan top olsundu. Zerre elimi sürmedim. Sürmem.

Tuna bey yaptığı (İclal Aydın) aşk hadisesinden sonra iyice köşelere geldi. Dört köşe oldu. Almanya’da öğrenmişti İclal aydın herşeyi. Türk Toplum Ahlağı diye bir yazı var bu blog’da. İşte orada Almanya’da öğrenmişti ahlaksızlığı ama onların da şanslı olduğunu söylüyordu bir zamanlar. Çünkü Almanlar konuşabiliyordu pisliklerini ki böylece düzeltebiliyordular hatalarını. Oysaki bizler susmuş, susuturulmuş, hasır altı edilmiş gerçekliğimizi yaşıyorduk.

İşte Tuna Kiremitçi ve İclal Aydın ve diğerleri Ekşi sözlükten daha kalite değiller. Çünkü bildikleri halde bazı şeyleri asla konuşmuyorlar. Bizler bunları yazanlar dik kafalı, rahatsız tipler oluyoruz. Oysaki onlar toplum önderi.

Tuna Kiremitçi internette bugün konuşulmak istedi. Tuna Kiremitçi adını duyurmak için kullandı köşesini. Yazısında yüzeysel bir değerlendirmeye tabi tuttuğu Ekşi sözlükten bahsetmedi.

Ben bugün ondan bahsetmeyecektim ama fırsat oldu. İki yüzlülüklerini not etmiş oldum.

Cesaretsizce oturuyorlar, tek yapabildikleri oturmak o koltuklarda. O koltuklarda oturmayı o kadar istediler ki, artık sadece bunun için oturuyorlar. Bildiklerini de unutuyorlar. Oysaki söylenmesi gereken çok şey ve sadece bir ömürlük zaman var.

Türkiye’den bir ‘hayvan hakları’ klasiği Cumartesi, Şub 17 2007 

14 Kasım, 2006 17:13:00 kaynak

Türkiye’de hayvanlara ve onların ‘hak’larına verilen değeri özetler nitelikteki bu kare, ‘Anadolu Basınını Özendirme Yarışması’nda birincilikle ödüllendirildi.

Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği yarışmada, Kastamonu Anadolu Ajansı muhabiri ve Kastamonu ‘Sözcü’ gazetesi haber editörü İzzet Sarı, ‘Sıcağa Dayanamadı’ başlıklı bu fotoğrafıyla birincilik ödülünü almaya hak kazandı.

___________________________________

Bazı şeyler …
Olmaması gereken şeyler..
___________________________________

Haysiyeti olmayan Gazete ZAMAN Pazar, Şub 11 2007 

İlgili linkteki yazıyı görünce, başımdan aşağı kaynar sular döküldü sanki. Vaktiyle bağlantıdaki bu makaleyi çevirmiştik. Sonra da birkaç yere koymuştuk. Gel zaman git zaman olay döndü bizi buldu. Bu yazıları görünce yıllardır yayınladıkları her haberin yalan olduğuna olan inancım arttı. Meğer bütün olay buymuş. Meğer basın böyle bir güçmüş. Bizler birkaç kişi tesadüfen bu yazıyı çevirdik ve siteye koyduk. Onlar ise yıllardır organize bir biçimde halkı kandırıyorlarmış. Aslında beni dava etmelerini çok istiyorum. Bu blog da incelensin. Ancak böyle bir olay Zaman gazetesi’nin bu yalan haberi için bir düzeltme yayınlamasına sebep olabilir. Bunu göze alamazlar. Onlar sadece sinsice işlerini yapan haysiyetsizler. Koskoca Time dergisi’nin yayınını göz göre göre yalan ettiler. Koskoca ülkeye yalan söylediler. Dediğim gibi bu sadece benim tesadüfen fark ettiğim bir olay. Artık gerisini sizler düşünün.

Netiquette: İnternette görgü kuralları Perşembe, Nis 27 2006 

Blog aleminin görgü kurallarını buraya aktardığımı hatırlıyorum şimdi de aynısını daha çok emailler için yapıyorum. Muhakkak okuyun.

Bana kalırsa en önemli kural maillerde
Gizli Karbon Kopya “GKK” (BCC, Blind Carbon Copy)
kullanmaktır 🙂 cidden önemli.

http://www.ntvmsnbc.com/news/253316.asp

adresinden

Netiquette: İnternette görgü kuralları

İnternet, kendine özgü dinamizmi ve dinamikleriyle hayatımızı hızlandırırken yeni görgü kurallarını ve terminolojileri de beraberinde getiriyor.
Yasemin Eskiyapan
19 Ocak 2004 — Internet’in olmadığı günleri bilenler mektup ile yazışmayı hatırlayacaklardır. Güzel kağıtlara özenli yazıyla yazılan, zarfa yerleştirilen, pul yapıştırılan…

İnternet ile büyümüş yeni nesil yeni iletişim aracı e-mailler… Onlar postacıdan mektup beklemeyi hiç yaşamamış, belki de hiç zarfa pul yapıştırmamış olanlar…
Elbette internet olmadığı zaman da, netiquette’te yer alan, başkasının bilgisayarından postalarını okumak veya başkası adıyla posta yazmanın yanlış olduğu gibi yazılı iletişimin belli kuralları mevcuttu. Günümüzün hızlı iş ve özel hayatının olmazsa olmazı, iletişimi kolaylaştıran e-mailer ile ilgili değinilmesi gereken yazılı görgü kurallarını tanımlamak için iş hayatındaki görgü kurallarının terimi olarak kullanılan “Etiquette” internet için uyarlanınca ortaya “Netiquette” kavramı çıkmıştır.
Yazımın daha başından alışkanlığımın dışına çıkarak “E-mail” yerine “elektronik posta” kelimesini kullanmanın son zamanların güncel konusu olan “F klavye mi? Q klavye mi?” ve internette Türkçe’nin doğru kullanımı açısından daha doğru olacağını düşünüyorum.
Elektronik posta yazarken özellikle ş,ğ,ı,İ gibi Türkçe’ye özgü harflerin kullanımı konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Elektronik postayı yazan kişinin sistemi elverse bile postayı alan kişinin sistemi bu harfleri desteklemiyorsa yazılan yazı anlaşılması zor hale dönüşebiliyor. İş hayatında müşteriler ile yazışmalarda iletişimin açık ve sorunsuz olması zorunluluğundan bu harfler yerine s,g,i,I gibi harfleri kullanmak Türkçe’yi doğru kullanamamak konusunda bizi üzse de daha doğru olacaktır.
Yüzyüze iletişimin birer parçası olan beden dili ve ses tonunun internet ortamında eksikliği iletişimde ve kişinin kendisini yeterince ifade etmesinde bazı eksiklikleri de beraberinde getirmektedir. Yazdığımız kişi veya gruba kendimizi en iyi şekilde ifade etmek için açık ve net cümleler kurmaya ve konuyu fazla uzatmadan ifade etmeye özen gösterilmelidir. Unutmamalı ki, okuyan kişi internet kullanımı için saat başına ücret ödüyor olabilir.
İş yazışmalarının dışındaki elektronik posta kullanımında hisleri ifade etmek için -yaratıcılığımız sonucu 🙂 – bir takım görsel destekler de gelişmiştir ve bu semboller, iş hayatı dışındaki postalar için daha uygun olacaktır.
Internette yüzyüze iletişimden farklı olarak, belki de internetin olumlu yanı olarak sayacağımız bir özelliği de sizi kadın, erkek, yaşlı, genç gibi niteliklerinizle veya kıyafetinizle, dış görünüşünüzle değerlendirmemesi ve ön yargılardan uzak olmasıdır. Ancak bu, ilk izleminden uzak olduğu anlamına gelmemektedir. Elektronik posta gönderirken gönderdiğiniz kişinin sizin mesajınızla ilk karşılaşması postanın konusunda olacaktır. Postanın konusunun içeriğiyle örtüşen, gönderdiğiniz kişinin daha sonra göndermiş olduğunuz postayı diğer onca posta arasından bulabilmesini sağlayacak derece açık olması büyük önem taşımaktadır. Konusu olmayan bir posta profesyonellikten de uzak olacaktır. Bazı zamanlar bir kişi ile yazışırken cevap verdiğimizde içerik farklı bir görüş belirtiliyorsa konuyu da ilgili olacak şekilde değiştirmek gerekmektedir.
Yazılan metinde imla hatalarını önlemek için son kontrolü yapıp, eklenmiş olan dosyaları, “attachment”‘ları yeniden gözden geçirip göndermek olası yanlışları düzeltecek ve yine kendimizle ilgili yanlış mesaj vermeyi engelleyecektir. Buna ilave olarak elektronik postalarda büyük harfler kullanmak bağırmak veya agresif olarak algılanacağından küçük harfler kullanmaya özen gösterilmelidir.
Internet diğer iletişim araçları olan telefon ve mektuptan farklı olarak sadece gönderenin değil mesajı alanın da ücret ödemesi gerektiği, hem gönderenin hem de karşı tarafın sisteminin kapasitesini düşünerek gereksiz posta gönderimleri yapmaktan ve sistemleri meşgul etmekten kaçınılmalıdır.
Internetin ulaştığı kitle ve bu kitlenin büyüklüğü düşünülecek olursa bir de kişi sayısı sınırsız elektronik posta göndermenin bedava olduğu bir ortam bazı kişilere de yeni ancak yasal olmayan iş alanları doğurmuştur. Farklı yöntemlerle milyonlarca kişinin elektronik posta adreslerini ele geçirerek bunları reklam verme amacıyla kullanan ve hatta bu adresleri satan kişilere de yeni bir imkan oluşmuştur. Bu tür reklam amaçlı gelen postaların İngilizce karşılığı olarak “Spam” terimi kullanılmaktadır. “Spam” postalara karşı şirketler sistemlerine önlemler almakta, yazılımlarla bu çeşit postaları engelleme yoluna gidilmektedir. Netiquette aykırı bu kavramı, başka bir değişle devamlı sizi ev veya iş telefonunuzda arayan ve birşeyler satmaya çalışan kişilere benzetebiliriz.
Internette insanları biraraya getiren araçlardan birisi de e-gruplardır. E-grup içerisinden posta listesine dahil olunduğunda o grubun kuruluş amacına yönelik duyurulardan haberdar olunabilir. Örneğin Bilmed – Bilkent Mezunlar Derneği e-grubuna üye olmakla periyodik toplantılarından haberdar olmayı sağlayacaktır. Bir e-grup içindeyseniz ve bu grubun içinde bir kişiyle yazışmak isteniyorsa, o grubun adresine değil, kişinin kendi adresine posta göndermek uygun olacaktır. Diğer üyelerin iki kişi arasında kendilerini ilgilendirmeyen bir konuda posta alması, vakit kaybetmesi ve sisteminin meşgul edilmesi doğru bir davranış olmayacaktır.
Size gelen ve kendi çevrenizle paylaşmayı düşündüğünüz bir postanın bir anda kaç kişiye gideceğini ve onların da kendi çevrelerine gönderdiği göze alınınca ne kadar çok kişiye ulaştığını düşünecek olursak, gün içinde sıklıkla yaptığımız “forward”, diğer kişilere iletme işlemine bir o kadar daha özen gösterme bilincine sahip olmalıyız. “Spam” ile aynı paralelde; başkasından gelen, özel veya telif hakkı ait olan postaları kendi çevrenize göndermek de netiquette kurallarına aykırıdır. Bazı e-gruplarda yer alan bilgilerin o gruba özel olduğundan o grup dışındaki kişilere yollamadan önce gönderen kişi ile irtibata geçilmesi daha doğru olacaktır.
Elektronik postalar her ne kadar hızlı olsa da iş hayatında sıkça karşımıza çıkan sorun posta gönderdiğimiz kişiden “Mailiniz elime geçmedi.” cevabı almaktır. Bizden çıkan bir postanın diğer tarafa ulaşması bazen internetin hızı konusunda bizleri hayal kırıklığına düşürecek kadar yavaş olabiliyor. Teknolojiye hem güvenerek hem de tedbiri elden bırakmamak anlamında posta gönderdiğimiz kişiden teyit almayı da ihmal etmemeliyiz.
Güney Afrika’daki arkadaşından gelen ve üzerinde pulu bulunan posta kartı beni her ne kadar sevindirse ve aynı hissi ondan elektronik posta aldığımda yaşayamasam da, elektronik postaların hayatımızı kolaylaştırdığı ve tüm dünya üzerindeki insanları birbirine bağladığı bir gerçek. Böylesine yararlı bir kaynağı kullanırken telefon veya elektrik gibi kaynaklarda gösterdiğimiz özeni internet ve elektronik postalar için de gösterecek olursak çok kıymetli ve telafisi olmayan bir kaynak olan zamandan tasarruf etmiş oluruz.
Netiquette’in her yönü ile ilgili aşağıdaki adreslerden de bilgi alabilirsiniz.

http://www.geocities.com/ResearchTriangle/1896/slide1Q.htm
http://www.dtcc.edu/cs/rfc1855.html

Sonraki Sayfa »