Open Dns Cumartesi, Haz 2 2007 

Bu konu bu aralar bizim için çok önemli. TTnet kafasına göre önüne gelen siteyi blockladığından bu şart olmuş durumda. Buraya copy/paste yapmak istemediğimden bir adres vereceğim. Arkadaş blogunda gayet güzel yazmış.

http://az.cokh.net/yazilar/opendns/

Beni söylemek istediğim ise şu, bu kadar uzun lafa gerek yok.

Dns sunucunuzu otomatik değilde
208.67.222.222
208.67.220.220

adreslerine yönlendirin.

Reklamlar

Hatırlamak Cuma, Nis 20 2007 

Hafızayla ilgili bugün dünyaya baktığımız zaman ne görüyoruz ?

Sizleri bilmem ama ben çok şeyler görüyorum. İnsanlık tarihi ve hafızamız arasında bir bağ kuracağım.

İnsanlık tarihinin son 7000 yılı hakkındaki bilgilerimiz diğerleri ile kıyaslanamaz. Bu sürenin özelliği herkesçe malumdur. Yazının bulunması. Bugün neredeyiz ? O zaman neredeymişiz.

Bakınız, insanlık tarihinin çok eski dönemlerinde dahi iletişim için değişik metodlar kullanılmıştır. Ancak yazı ile insanlık boyut değiştirmiştir.

Oysaki insanın hafızası ile şu an bildiğimiz hiçbir şeyi kıyaslayamıyoruz. Canlılık varolduğundan beri birçok değişimler geçirmiş, birçok türlere, cinslere ayrılmıştır. Bizim gibi hareket halindeki canlılar için hafıza çok önemlidir. Geçenlerde posta güvercinleri üzerinde yapılan bir araştırma, beyinlerindeki ayrı bir merkezin yeryüzü şekillerini ezberleyip işaretleyerek hayvanın gördüğü bölgeyi tanımasını sağladığını gösterdi.

İnsan beyni ya da insan teknolojisi bir birine çok benziyor. Bugün en çok kullandığımız web arama motorları ile insan beyninin benzerliği inanılmazdır. peki bunlar ne yaparlar.

Öncelikle verileri klasifiye ederler, önem sırasına göre sıralarlar ve indekslerler. İndekslerken de inanılmaz derecede sıkıştırırlar. İşte ortak noktalar bunlardır. Mesela büyük bir video paylaşım sitesinde tüm dosyaların paylaşım hızı aynı olmamalıdır. Çok izlenen videolara verilen bant aralığı ile az izlenenlerinki aynı değildir. Aynı insanın sürekli tekrarladığı anılarını daha iyi hatırlaması gibi.

Tabi temeldeki yaklaşımlar aynı olsa da insanın kullandığı teknolojik alt yapı milyar yıllık, canlılık deneyimlerinin sonucunda gelişmiştir.

Şu an kullandığımız teknolojik altyapıya gelene kadar geçen yol ise başka şeylere temas etmektedir.

Hafıza ve anımsamak ise birbirinden ayrılamaz, parçalardır. Neyi nasıl arayacağınız, onu nasıl sakladığınız, katagorize ettiğiniz ve indekslediğinizle çok alakalıdır.

Platypus Cuma, Ara 1 2006 

http://platypus.mozdev.org/ adresinde bulunan bir eklenti ile GreaseMonkey’e script hazırlamak artık çok daha kolay.

Performancing Firefox Pazartesi, Kas 6 2006 

Firefox’a http://performancing.com/ adresindeki eklentiyi yükledim ve oradan bu ilk iletim. Bu aparat ile bloglara otomatik bağlanıp ileti yazılabiliyor. Sonuç olarak faydalı bir aparat. Tavsiye olunur yani. Blogunuzdan para kazanmak da mümkün. Tabi ben bu tür dalaverelere girmiyorum :). Gören de çok ziyaretçim var zanneder. Neyse aynı zamanda del.icio.us adresine de otomatik bağlanıyo sevdim yani. Bu arada blog’un atomu çalışmıyormuş hemen haber verdi. Terzi kendi söküğünü dikemez hesabı, bakalım ne zaman ilgilenirim bu mevzuyla.

powered by performancing firefox

Netiquette: İnternette görgü kuralları Perşembe, Nis 27 2006 

Blog aleminin görgü kurallarını buraya aktardığımı hatırlıyorum şimdi de aynısını daha çok emailler için yapıyorum. Muhakkak okuyun.

Bana kalırsa en önemli kural maillerde
Gizli Karbon Kopya “GKK” (BCC, Blind Carbon Copy)
kullanmaktır 🙂 cidden önemli.

http://www.ntvmsnbc.com/news/253316.asp

adresinden

Netiquette: İnternette görgü kuralları

İnternet, kendine özgü dinamizmi ve dinamikleriyle hayatımızı hızlandırırken yeni görgü kurallarını ve terminolojileri de beraberinde getiriyor.
Yasemin Eskiyapan
19 Ocak 2004 — Internet’in olmadığı günleri bilenler mektup ile yazışmayı hatırlayacaklardır. Güzel kağıtlara özenli yazıyla yazılan, zarfa yerleştirilen, pul yapıştırılan…

İnternet ile büyümüş yeni nesil yeni iletişim aracı e-mailler… Onlar postacıdan mektup beklemeyi hiç yaşamamış, belki de hiç zarfa pul yapıştırmamış olanlar…
Elbette internet olmadığı zaman da, netiquette’te yer alan, başkasının bilgisayarından postalarını okumak veya başkası adıyla posta yazmanın yanlış olduğu gibi yazılı iletişimin belli kuralları mevcuttu. Günümüzün hızlı iş ve özel hayatının olmazsa olmazı, iletişimi kolaylaştıran e-mailer ile ilgili değinilmesi gereken yazılı görgü kurallarını tanımlamak için iş hayatındaki görgü kurallarının terimi olarak kullanılan “Etiquette” internet için uyarlanınca ortaya “Netiquette” kavramı çıkmıştır.
Yazımın daha başından alışkanlığımın dışına çıkarak “E-mail” yerine “elektronik posta” kelimesini kullanmanın son zamanların güncel konusu olan “F klavye mi? Q klavye mi?” ve internette Türkçe’nin doğru kullanımı açısından daha doğru olacağını düşünüyorum.
Elektronik posta yazarken özellikle ş,ğ,ı,İ gibi Türkçe’ye özgü harflerin kullanımı konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Elektronik postayı yazan kişinin sistemi elverse bile postayı alan kişinin sistemi bu harfleri desteklemiyorsa yazılan yazı anlaşılması zor hale dönüşebiliyor. İş hayatında müşteriler ile yazışmalarda iletişimin açık ve sorunsuz olması zorunluluğundan bu harfler yerine s,g,i,I gibi harfleri kullanmak Türkçe’yi doğru kullanamamak konusunda bizi üzse de daha doğru olacaktır.
Yüzyüze iletişimin birer parçası olan beden dili ve ses tonunun internet ortamında eksikliği iletişimde ve kişinin kendisini yeterince ifade etmesinde bazı eksiklikleri de beraberinde getirmektedir. Yazdığımız kişi veya gruba kendimizi en iyi şekilde ifade etmek için açık ve net cümleler kurmaya ve konuyu fazla uzatmadan ifade etmeye özen gösterilmelidir. Unutmamalı ki, okuyan kişi internet kullanımı için saat başına ücret ödüyor olabilir.
İş yazışmalarının dışındaki elektronik posta kullanımında hisleri ifade etmek için -yaratıcılığımız sonucu 🙂 – bir takım görsel destekler de gelişmiştir ve bu semboller, iş hayatı dışındaki postalar için daha uygun olacaktır.
Internette yüzyüze iletişimden farklı olarak, belki de internetin olumlu yanı olarak sayacağımız bir özelliği de sizi kadın, erkek, yaşlı, genç gibi niteliklerinizle veya kıyafetinizle, dış görünüşünüzle değerlendirmemesi ve ön yargılardan uzak olmasıdır. Ancak bu, ilk izleminden uzak olduğu anlamına gelmemektedir. Elektronik posta gönderirken gönderdiğiniz kişinin sizin mesajınızla ilk karşılaşması postanın konusunda olacaktır. Postanın konusunun içeriğiyle örtüşen, gönderdiğiniz kişinin daha sonra göndermiş olduğunuz postayı diğer onca posta arasından bulabilmesini sağlayacak derece açık olması büyük önem taşımaktadır. Konusu olmayan bir posta profesyonellikten de uzak olacaktır. Bazı zamanlar bir kişi ile yazışırken cevap verdiğimizde içerik farklı bir görüş belirtiliyorsa konuyu da ilgili olacak şekilde değiştirmek gerekmektedir.
Yazılan metinde imla hatalarını önlemek için son kontrolü yapıp, eklenmiş olan dosyaları, “attachment”‘ları yeniden gözden geçirip göndermek olası yanlışları düzeltecek ve yine kendimizle ilgili yanlış mesaj vermeyi engelleyecektir. Buna ilave olarak elektronik postalarda büyük harfler kullanmak bağırmak veya agresif olarak algılanacağından küçük harfler kullanmaya özen gösterilmelidir.
Internet diğer iletişim araçları olan telefon ve mektuptan farklı olarak sadece gönderenin değil mesajı alanın da ücret ödemesi gerektiği, hem gönderenin hem de karşı tarafın sisteminin kapasitesini düşünerek gereksiz posta gönderimleri yapmaktan ve sistemleri meşgul etmekten kaçınılmalıdır.
Internetin ulaştığı kitle ve bu kitlenin büyüklüğü düşünülecek olursa bir de kişi sayısı sınırsız elektronik posta göndermenin bedava olduğu bir ortam bazı kişilere de yeni ancak yasal olmayan iş alanları doğurmuştur. Farklı yöntemlerle milyonlarca kişinin elektronik posta adreslerini ele geçirerek bunları reklam verme amacıyla kullanan ve hatta bu adresleri satan kişilere de yeni bir imkan oluşmuştur. Bu tür reklam amaçlı gelen postaların İngilizce karşılığı olarak “Spam” terimi kullanılmaktadır. “Spam” postalara karşı şirketler sistemlerine önlemler almakta, yazılımlarla bu çeşit postaları engelleme yoluna gidilmektedir. Netiquette aykırı bu kavramı, başka bir değişle devamlı sizi ev veya iş telefonunuzda arayan ve birşeyler satmaya çalışan kişilere benzetebiliriz.
Internette insanları biraraya getiren araçlardan birisi de e-gruplardır. E-grup içerisinden posta listesine dahil olunduğunda o grubun kuruluş amacına yönelik duyurulardan haberdar olunabilir. Örneğin Bilmed – Bilkent Mezunlar Derneği e-grubuna üye olmakla periyodik toplantılarından haberdar olmayı sağlayacaktır. Bir e-grup içindeyseniz ve bu grubun içinde bir kişiyle yazışmak isteniyorsa, o grubun adresine değil, kişinin kendi adresine posta göndermek uygun olacaktır. Diğer üyelerin iki kişi arasında kendilerini ilgilendirmeyen bir konuda posta alması, vakit kaybetmesi ve sisteminin meşgul edilmesi doğru bir davranış olmayacaktır.
Size gelen ve kendi çevrenizle paylaşmayı düşündüğünüz bir postanın bir anda kaç kişiye gideceğini ve onların da kendi çevrelerine gönderdiği göze alınınca ne kadar çok kişiye ulaştığını düşünecek olursak, gün içinde sıklıkla yaptığımız “forward”, diğer kişilere iletme işlemine bir o kadar daha özen gösterme bilincine sahip olmalıyız. “Spam” ile aynı paralelde; başkasından gelen, özel veya telif hakkı ait olan postaları kendi çevrenize göndermek de netiquette kurallarına aykırıdır. Bazı e-gruplarda yer alan bilgilerin o gruba özel olduğundan o grup dışındaki kişilere yollamadan önce gönderen kişi ile irtibata geçilmesi daha doğru olacaktır.
Elektronik postalar her ne kadar hızlı olsa da iş hayatında sıkça karşımıza çıkan sorun posta gönderdiğimiz kişiden “Mailiniz elime geçmedi.” cevabı almaktır. Bizden çıkan bir postanın diğer tarafa ulaşması bazen internetin hızı konusunda bizleri hayal kırıklığına düşürecek kadar yavaş olabiliyor. Teknolojiye hem güvenerek hem de tedbiri elden bırakmamak anlamında posta gönderdiğimiz kişiden teyit almayı da ihmal etmemeliyiz.
Güney Afrika’daki arkadaşından gelen ve üzerinde pulu bulunan posta kartı beni her ne kadar sevindirse ve aynı hissi ondan elektronik posta aldığımda yaşayamasam da, elektronik postaların hayatımızı kolaylaştırdığı ve tüm dünya üzerindeki insanları birbirine bağladığı bir gerçek. Böylesine yararlı bir kaynağı kullanırken telefon veya elektrik gibi kaynaklarda gösterdiğimiz özeni internet ve elektronik postalar için de gösterecek olursak çok kıymetli ve telafisi olmayan bir kaynak olan zamandan tasarruf etmiş oluruz.
Netiquette’in her yönü ile ilgili aşağıdaki adreslerden de bilgi alabilirsiniz.

http://www.geocities.com/ResearchTriangle/1896/slide1Q.htm
http://www.dtcc.edu/cs/rfc1855.html

Web sitesi manyaklığı Perşembe, Nis 6 2006 

Evet şu an yaptığım bu!

Vaktiylke gitar çalmayı öğrendiğim gibi bunu da büyük bir merakla araştırmaktayım! gel gelelim neye yarıyor inanın hiç fikrim yok.

allahtan w-media player kafasına göre eski ve sevdiğim bir parçayı açtı da onu dinliyorum. Bir zamanlar evet o zamanlar kaç yaşındaydım ? evet o zamanlar ah aah ah

Weblog* aleminin etik kuralları Pazartesi, Şub 20 2006 

http://www.mutasyon.net/kultur/makaleler/okoroglu/default10.asp

adresinden bir yazıyla devam ediyoruz. benimle hiçbir alakası olmamasına rağmen yazıyı (çeviriyi) beğendiğimden asıyorum.

Osman Köroğlu yazmış.
bu da verdiği mail.
osmankoroglu@yahoo.com

Weblog* aleminin etik kuralları

*Yazı boyunca, henüz Türkçe karşılığı olmayan bazı terimler İngilizce’leriyle verilmiştir.

Weblog, kişilerin mesleklerinden bağımsız olarak, günlüklerini online ortamda tutmaları, gündelik yazılarla fikir ve düşüncelerini insanlarla paylaşmaları sonucu ortaya çıkan sitelere verilen isim. Kelime karşılığı, ağ üzerinde tutulan seyir defteri olarak tercüme edilebilir. Weblog’lar genelde yazarlarının kişiliklerini yansıtıyorlar.

Türkiye’de de birçok örneği olan weblog sitelerinin (Türk webloglarına örnek olarak http://www.hafif.org verilebilir), yazarları yurtdışında son zamanlarda şu konuda tartışıyorlar: Weblog topluluğunun takip etmesi gereken etik kurallar, eğer varsa, nelerdir?

Weblogger veya blogger’ların (weblog yazarlarının) birçoğu gazeteci olmadığından, gazetecilerle aynı etik kurallara uymaları beklenemez. Ancak sorumluluk sahibi blogger’lar, kamuya sözlerini sunduklarını/yayınladıklarını, ve bu yüzden okuyucularına, haklarında yazdıkları insanlara ve genel anlamda topluma karşı belirli etik yükümlülükler altında olduklarını farketmek zorundalar.

CyberJournalist.net tarafından oluşturulan etik kurallar bu alanda yeni bir girişim. “Society of Professional Journalists Code of Ethics” metninden esinlenilerek oluşturulan “Bloggers’ Code of Ethics” ile tüm weblog’lar bir etik kurallar modeli çevresinde birleştirilmek isteniyor.

CyberJournalist.net’e göre: “Güvenilirlik, saygınlığın anahtarıdır. Az sonra bahsedeceğimiz pratik prensiplerini ve standartlarını benimseyen blogger’lar sadece etik yayıncılık yapmış olmayacak, aynı zamanda okuyucularını kendilerine güvenebileceklerine ikna da etmiş olacaklar.”

Blogger Etik Kuralları

“Dürüst ve samimi olun!”

Blogger’lar bilgiyi toplar, düzenler ve yayınlarken dürüst ve samimi olmalıdırlar.

Blogger’lar:

  • Asla, kaynak göstermeden alıntı (intihal/aşırma) yapmamalı,
  • Şartlar uygun oldugunda kaynaklarini tanimlamali ve link vermeli. Kamu, kaynaklarin güvenilirligi konusunda mümkün olan en fazla bilgiye sahip olma hakkina sahiptir.
  • Weblog girişlerinin (entry), alintilarinin, başlik, fotograf ve tüm diger içeriklerinin saptirilmamiş olmasina dikkat etmeli. Baglamdişi olaylar vurgulanarak abartilmamali veya basite indirgenmemeli.
  • Fotoğrafların içeriğini, neyin değiştirildiği konusunda gerekli açıklamayı yapmadan değiştirmemeli/bozmamalı. Resimlerin kalitesinin artırılması teknik mecburiyetler yüzünden kabul edilebilir. Bu teknik zorunluluklar arasında etiketleme (site adı gibi) ve illüstrasyonların hazırlanması sayılabilir.
  • Doğru olmadığı bilinen içeriği yayınlamamalı. Sorgulanabilecek bilgilerin yayınlanması gerekiyorsa bunların şüpheli unsurlar içerdiği açıklanmalı.
  • Savunmak, yorumlamak ve gerçeğe dayalı bilgileri sunmak arasındaki farkı ayırdetmeli. Taraflı yazılar ve yorumlar yazılırken bile gerçek veya bağlam saptırılmamalı.
  • Gerçeğe dayalı bilgi ile yorumu reklamdan ayırmalı ve bunlar arasındaki çizgileri bulanıklaştıran araform denebilecek yazılardan uzak durmalı.

“Zararı en aza indirin!”

Etik değerleri olan blogger’lar kaynaklara ve öznelere saygı duyulması gereken insanlar olarak yaklaşırlar.

Blogger’lar:

  • Weblog içeriğinden olumsuz etkilenebileceklere sevecenlikle yaklaşmalı. Çocuklarla, tecrübesiz kaynak veya öznelerle özel bir hassasiyetle ilgilenilmeli.
  • Bir felaket veya üzücü bir olaya maruz kalmış kişilerle görüşürken ve onlarla yapılan mülakatları veya çekilen fotoğrafları kullanırken hassas olmalı.
  • Bilgi toplama ya da röportaj yapmanın bazı insanların rahatını kaçırabileceğinin ya da onlara zarar verebileceğinin farkında olmalı. Bilgi peşinde koşmak, kimseye küstahlık etme hakkını vermez.
  • Özel insanların kendileri hakkındaki bilgileri kontrol etme haklarının, kamu hizmeti yapan görevlilerin ya da güç ve etki elde etmeye veya dikkat çekmeye çalışanlara göre daha fazla hakkı olduğunu farketmeli. Sadece, çok önemli bir kamusal ihtiyaç halinde herhangi bir kişinin özel hayatı araştırılabilir.
  • Kaliteli ürünler sunmalı. Olmadık konularda, gereksiz meraklarla içerik hazırlanmamalı.
  • Küçük yaştaki suçlulari, cinsel taciz vb. suçlarin kurbanlarini ve zanlıları resmi olarak suçlu olduklari açiklanmadan önce tanimlarken dikkatli olunmalı.

“Sorumluluk sahibi olun!”

Blogger’lar:

  • Hatalarını kabul etmeli ve derhal düzeltmeli.
  • Weblog’un misyonunu açıklamalı ve kamuyu içerik ve ‘blogger davranışları’ konusunda diyaloğa davet etmeli.
  • Çıkar çatışmalarını, iş ilişkilerini, aktivitelerini ve kişisel gündemini açıklamalı.
  • Reklamcılar ve özel ilgi grupları lehine hareket etmeyi reddetmeli, içeriği etkileme konusundaki baskılarına direnmeli. İstisnaî durum sözkonusu olduğunda bu, okurlara tamamen açıklanmalı.
  • İyilik karşılığı bilgi öneren kaynaklar konusunda uyanık olmalı. Bu şekildeki bilgileri kabul ederken karşılığı olan iyilik de açıklanmalı.
  • Diğer blogger’lar tarafından yapılan gayri ahlakî pratikleri kamuya duyurmalı.
  • Diğerlerinin uyduğu ve önemli bulduğu yüksek standartlara uymalı.

Kaynaklar:

http://www.webopedia.com/TERM/b/blog.html

http://www.cyberjournalist.net/news/000215.php

Medya Pazar, Şub 19 2006 

Bu aralar internete, bilgisayara, oyunlara saldırmak moda. Geçenlerde Can Dündar bile yazısında internete, bilgisayara, teknolojiye vermiş veriştirmiş. Son dönemlerde özellikle hafta sonu eklerinde dünyada bu da var modunda yayınların arasına internet siteleri, oyunlar v.s. de girmeye başladı. Her zamanki gibi medya bunları kendi süzgeçinden geçirerek yayınlıyordu. Bu yazıların bazılarında kim olduğunu bilmediğimiz ve muhtemelen hiç de bilemeyeceğimiz bir adet eski stajer-yeni muhabirin, yanda vazo olarak durduğu resimler de hiç eksik olmuyor.

Medya; kendi yarattığı Hıncal UluçLar’ın esaretinde uyduruk ve kalitesiz dizilerin peşinde. Medya; magazin denen iğrenç bataklığa saplanmış. Medya; hırsızın, uğursuzun toplandığı yerlere siyasi parti demekte. Medya, kendi çirkefliğinin içinde boğulurken interneti ve bilgisayarı görmezden gelmeye çalışıyor. Medya internet haberciliğine karşı! Medya dünyayı durdurmaya gayret ediyor. Ne acı! Böyle kalmalı dünya, evet! Onların ağaçları keserek yarattıkları bu kağıt çöplükte kalmalı dünya. Onların ve onların sayesinde ünlü olanların dünyası. Onların ve onların istediklerinin kaymağını yediği dünya. Reklam pastası da diyorlar bu işe, okur sayısı da.

Onların dünyasının en önemli parçası ne bilgi ne insan! Onların dünyasında bir tek gerçek var, para. Oysa internette bilgisayarda paranın yeri zayıf! Ancak onların pastasından hergün bir parça buraya akıyor.

Medya internetten de bilgisayardan da oyundan da bilgiden de nefret ediyor. Onların yarattığı ve kesinlikle inter aktif olmayan bir dünyada tutulmalı dünya. Yakında HD televizyonlar ve yayınlar geliyor. İşte buradan da her şey gayet net gözüküyor. HD teknolojisi tamamen yayıncısına bağlı bir teknoloji. Örneğin ancak yayıncının izin verdiği yayınlar kopyalanabiliyor. Kaç yıllık televizyonculuk anlayışı tamamen bu destur doğrultusunda değişiyor. Bu konuda daha bir çok ayrıntı var. Sonuçta yazılı ve görsel medyanın tahtı sallanıyor. Çünkü iletişim en önemli gerçeklik. Yeni çağ ve yeni gerçekler birilerinin canını yakıyor. İnterneti adeta pastalarına konmuş bir sinek gibi görüyorlar. Ancak onları kızdıran şey sineğin bacağındaki pasta.

Birileri kendilerine şair, yazar v.s. diyor. Birileri dilbilgisi benden sorulur diyor. Aslında bunlar yaşlı insanlar. Bunların devri çoktan kapandı. Bugün gençler yeryüzündeki en çok okuyan ve yazan nesli oluşturuyor. Yani hız korkunç, gerçeklik korkunç. Onların dönemlerinden kalma “okunmamış kitaplar kütüphanesi” kurma modası artık bitti. Artık bir dvd dolusu e-kitap bir üniversite kütüphanesine denk geliyor. İşin güzeli bu elden ele siteden siteye gezen kitaplar gene bilgisayar alışkanlığı sayesinde okunuyor. Mesela ingilizce artık dünyanın ortak dili. Hangi millet fark etmiyor. Bu dünyada neredeyse şive yok, telaffuz yok.

Medya ölüyor arkadaşlar daha da çirkefleşeceğe benzer.

bir bilgisayara vampiri anlatmak Cumartesi, Ağu 27 2005 

işte
bilgisayar sizi takar mı
ciddiye alır da inanır mı
çok zor yani
bak türev , integral filan oyle de canımı ye ama vampir bilemiyorum
kim kasarsa ona girsin diyorum.

bilgisayarlar 0-1 mantığıyla çalışırlar.
vampir vardır 1 devre açık.
aslında yoktur 0 devre kapalı.
sonuç vampir yoktur.

bir bilgisayara vampiri anlatamazsınız.

Transistor Cumartesi, Ağu 27 2005 

1955’te transistörün icadı dünyanın en önemli olayıdır. Bu gün kullandığımız herşeyin temelini oluşturan yarı iletken teknolojinin özüdür.Bundan 500 yıl sonra bu yüzyıl için belkide sadece transistörün icat edildiği yıl olarak anılacaktır.