Bir Tuna Kiremitçi yazısı. (İlgili yazı için tıklayınız.)

Böyle başlardık bir zamanlar. Bir zamanlar biz de yazardık Ekşi’de, Private’da. Böyleydi başlıklar. Küçük harfliydi herşey. Adeta qwerty klavyelerinde yumuşak g’si olmayanlar için tasarlanmıştı. Charset’i yoktu eksi’nin, windows 1254 olamamıştı karakterler ya da sonuna iso-8859’un -9 koymak zor gelmişti! Herhalde olmadı database sistemlerine latin5 diyemiyordular türkçe için. Ancak Javascriptleri uzundu ekşinin. Çoğusunun tüm hakları Fatih Sultan Mehmet’e bağışlanmıştı, çalan çırpan top olsundu. Zerre elimi sürmedim. Sürmem.

Tuna bey yaptığı (İclal Aydın) aşk hadisesinden sonra iyice köşelere geldi. Dört köşe oldu. Almanya’da öğrenmişti İclal aydın herşeyi. Türk Toplum Ahlağı diye bir yazı var bu blog’da. İşte orada Almanya’da öğrenmişti ahlaksızlığı ama onların da şanslı olduğunu söylüyordu bir zamanlar. Çünkü Almanlar konuşabiliyordu pisliklerini ki böylece düzeltebiliyordular hatalarını. Oysaki bizler susmuş, susuturulmuş, hasır altı edilmiş gerçekliğimizi yaşıyorduk.

İşte Tuna Kiremitçi ve İclal Aydın ve diğerleri Ekşi sözlükten daha kalite değiller. Çünkü bildikleri halde bazı şeyleri asla konuşmuyorlar. Bizler bunları yazanlar dik kafalı, rahatsız tipler oluyoruz. Oysaki onlar toplum önderi.

Tuna Kiremitçi internette bugün konuşulmak istedi. Tuna Kiremitçi adını duyurmak için kullandı köşesini. Yazısında yüzeysel bir değerlendirmeye tabi tuttuğu Ekşi sözlükten bahsetmedi.

Ben bugün ondan bahsetmeyecektim ama fırsat oldu. İki yüzlülüklerini not etmiş oldum.

Cesaretsizce oturuyorlar, tek yapabildikleri oturmak o koltuklarda. O koltuklarda oturmayı o kadar istediler ki, artık sadece bunun için oturuyorlar. Bildiklerini de unutuyorlar. Oysaki söylenmesi gereken çok şey ve sadece bir ömürlük zaman var.

Reklamlar