Bu aralar bir jakoben yakıştırmasıdır gidiyor.

Devleti her zaman elitler yönetir. asıl sorun iktidarın halk tarafından
dize getirilmesidir (Bertrand Russell). Lenin menin bunların yaptığı
işin halk tabanlı, Mustafa Kemal’in yaptığı işin tepeden inme olduğunu
söylemek subjektif bir yorumdur. Ayrıca jakoben türü sözcükler belirli
bir zümrenin dilidir (aynı jargon sözücüğü gibi).

Hayatta bazı
ezik yaklaşımlar vardır. Mesela kendini ya da kendi düşüncesini
yüceltmek için başkalarını ya da başkalarının düşüncelerini aşağılamak
gibi. Bunu yapanların aslında kendisi ya da düşünceleri aşağılıktır. Bunlar sağa sola çamur atarak onlardan olmayanları yaftalarlar. Bunun
altında da kendi ezilmiş, silinmiş düşüncelerinin yarattığı hınç
vardır.

Mustafa Kemal ve devrimleri binlerce bağırış çığırış
arasında, yüzlerce görüş ve düşünce arasında, onlarca savaş ve göz yaşı
arasında hala dimdik ayaktadır. Türk gençliği ata’sına bağlı onun
önderliğinde ilerlerken Lenin’in ve yoldaşlarının çocukları ondan
tiksinmektedir.

Vaktiyle bir takım ülkelerde sscb’nin
fonlamasıyla oluşturulmuş akıl ve mantık dışı komünist düşünce bazı
ülkelerde hala yaşamaktadır. Oysaki bu düşünce yeryüzünün gördüğü en
zalim ve emperyalist imparatorluk olan sscb’nin yayılma politikasının
adi bir kılıfıdır.

Dillerini, kültürlerini, edebiyatlarını,
müziklerini herşeylerini yok ettiği; sömürdüğü, aç bıraktığı, üzerinde
nükleer denemeler yaptığı, sürgünlere yolladığı orta asya halkları
yıllar boyunca komünizmi yaşadı. İşte sana jakobenlik işte sana Mustafa Kemal’e saldırmanın dayanılmaz ezikliği. İşte o ülkelere tepeden indi
komünizm ve bir gün ağız üstü bırakıldılar. Ruslar sıcak denizlerde
tatillere çıkarken, yıllık geliri 300 dolar olan eşitler* bıraktı
arkasında.

Mustafa Kemal’i ağzına almadan önce ağzını
çalkalaması gerekenler, at oynatıyor ortalıkta. Laf kalabalığı arasında
süslü sözlerle saklıyorlar hakaretlerini. Empati bile yapamıyorlar. Tarihi kendi fantastik hülyalarındaki olmayan ülkelerin, olmayan
liderleriyle kıyaslayarak yargılıyorlar. Bu hayaletlerle savaştırılıyor Mustafa Kemal.

Bir ellerinde geçekliğin ta böğründen kopmuş
arıdan arı, sudan duru bir elmas kaya. O kaya ki torosların en pak
sularıyla yıkanmış, bin yılların yolculuklarında heybelerde taşınmış. Yıpranmamış azimle bin yıllara direnmiş , aşınmamış, pürüzsüz. Öyle bir
elmas ki çağlara ışık tutuyor. Diğer ellerinde bozulmuş, pis, kofti
yumurtadan hayali ülkelerin hayali liderleri. İşte bunları birbirlerine
vuruyorlar. Ondan sonra kırılan yumurtadan elmasa bulaşan pisliği
elmastan biliyorlar. Bir şey ne kadar temiz ve safsa, o kadar da onu
kirletmek için gayret edenler vardır. İşte bu yüzden Mustafa Kemal’i
ağzına almadan önce birçoklarının ağzını çalkalaması gerekir.

powered by performancing firefox

Reklamlar