Neden İnsan, sadece çocukken masum görülür ? İnsan cinsel olgunluğuna doğru giderken neleri sırtlanır ? Kökeni dinlerden gelen ahlak, dinlerin kökenindeki binlerce yıllık insan topluluklarının bilgi, davranış ve birikimlerinin yoğrulmasıyla ile oluşur. Arkanıza yaslanın ve bir düşünün, bizi biz yapan süreçler ne kadar da çetrefilliydi. Geçmişe dayananan bir kültür her yerimizi nasıl da sarmış ? Bence her nesil geçmiş ve gelecek arasında sıkışmıştır. İnsan yaşayışına şekil verirken (ister bağnazlıkla, ister açık fikirlilikle) geçmişten alacağı çokça ders vardır. İnsan ihtiyaçlarının, arzularının, arayışlarının, korkularının, bulduklarının, inkar ettiklerinin, sevinçlerinin, dramlarının, yanlışlarının, doğrularının v.s. gelecek nesillere aktarılması ile medeni olmuştur. Ne aşkı biz keşfettik ne de uzayı. Bizi biz yapan şeyler sandığımızdan daha derindir. Binlerce yıldır süren ve hiç bitmeyecek bir inşaatın neresinde olduğumuzu dahi bilmiyorum. Gelin görün ki şunu çok net görüyorum; insan sürekli msumiyetinden bir şeyler kaybediyor. Bu yüzlerin ve kimliklerin olmadığı özgür internet platformu da bunun en güzel örneği. İnsan birey olma yolunda ilerlerken, doğruya doğru-yanlışa yanlış demekten kaçınıyor. İnsan inkar edilemez gerçekleri kendi dogmalarına tercih eder oluyor. İnsan ahlağını ve dürüstlüğünü sürekli kaybederek nereye varacaktır ? Hepimiz masum birer çocukken öğrendiklerimizi ilerde ispatlama gereği görüyoruz. Bu ispatlar genellikle akıl temelinde ve şüpheyle yapılmış araştırmalardan çok, bir tartışmada taraf olma açısından anlam kazanıyor. Hala liselerde “`münazara`lar” var mı bilmiyorum. Ne kadar da yanlış bir eğitim sistemimiz vardı. Hatırlarım, bize bir münazara konusu verilir ve tarafların inanmasalar bile bunu savunması istenirdi. İtiraf edeyim bu münazaralardan benim grubum galip, ben de hep birinci çıkmıştım. Hiç unutmam bir münazarada beni şunu savunmaya zorlamışlardı: kalkınma köyden başlamalıdır. Evet bunu da kazanmıştık. Ben Roma dönemindeki kıtlıklara dayanarak, şehirlerin zayıflıklarına saldırmıştım. Ne kadar da kolay düşmüştü şehirler. Medeniyetin beşikleri, “bir lise çocuğunun elinde birer kumdan kaleye dönüşürken” bu saçmalığı herkes alkışlıyordu. Artık, zaferler beni ilgilendirmiyor, artık sırf kazanmak için tartışmıyorum. Artık, gerçekten birilerini dinliyorum, dinlermiş gibi yaparak sıra beklemiyorum. Artık, çocukken yalanlara kaptırdığım masumiyetimi, geri almanın sevinciyle yaşıyorum. Bir yalanı sırf taraf olmak uğruna savunmuyorum. Masumiyetimi ahlağa değil bilgime, düşüncelerimi dogmaya değil tarihe, davranışlarımı geçmişe değil gelecekle senteze göre ayarlamaya çalışıyorum. Masumiyet bizim en değerli hazinemizdir, onu doğruluğuna inanmadığımız bir şey için harcayamayız. Yavaş yavaş eritip yok ettiğiz masumiyetimizi kaybettiğimizde, kendimizi de kaybetmiş olacağız.

Reklamlar