Prof. Dr. Ilhan Arsel’in bir yazısında çok güzel açıkladığı olaydır. Bakalım ne demiş ? Seriat’in gunah saydigi zina’yi Ceza Kanunu’na aktarabilmek icin Basbakan, kendine ozgu bir gerekce bulmus: Kadini Korumak. Oysa zina’yi suc niteliginde bir eylem kilmanin kadini koruyan hic bir yonu olamaz; asil maksat kadini degil fakat erkegi huzun icinde tutmaktir. Eger Basbakan, gercekten kadini koruma hevesinde ise, bu taktirde yapacagi ilk is, kadini her bakimdan asagilayan, ozgurlukten yoksun ve erkegin kolesi haline getiren seriat verilerinin Diyanet yayinlariyle ve din adamlarimiz araciligiyle insanlarimiza belletilmesini onlemektir. Gercekten de bu yayinlarda, kadin’larin “aklen ve dinen dun (eksik)”, sahitlik’te ve miras’ta erkegin yarisi degerinde olduklarindan tutunuz da, “esek”, “kopek”, “domuz” gibi hayvanlara es degerde, “fitneci”, “seytan”, “hilekar”, “duzenbaz”, “kocaya karsi kufran” sayilmalari geregine ve bu nedenle, “cehennemin cogunlugunu olusturduklarina” varincaya kadar, akla ve vicdana sigmaz nice tanimlamalar yer almistir. Her vesileyle dile getirdigim bir kac ornekle yetinmek gerekirse: Diyanet’in yayinladigi “Sahih-i Buhari Muhtasari Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Serhi” adli yayinin 1.ci cildinin Fihrist kisminin “Kitab-ul Hayz” bolumunun bir kesiminin basligi soyle: “Kadinin dinen ve aklen dun olduguna dair Ebu Said Hadisi”. Ayni cildin 222 sayfasinda neden dolayi kadinlarin aklen ve dinen eksik olduklari aciklaniyor, ve anlatiliyor ki Kur’an’da iki kadinin tanikligi bir erkegin tanikligina denk tutulmustur (Bakara 282) ve bununla kadinin aklen eksik oldugu kanitlanmistir. Hayizli iken namaz kilmamasi ve oruc tutmamasi iste kadinin dinen eksik oldugunu ifade eder. Diyanet’in ayni yayinlarinin 2ci cildinin 445 ve 3cu cildinin 242. sayfalarinda, (sutretsiz olarak) namaz kilanin onunden kopek, esek, domuz, karga ya da benzeri hayvanlar ve ya da “kadin” gecerse namazin bozulmus olacagi bildirilmis ve su hadis hukmu yer almistir: “Kadin, esek ve kopek ibadeti bozan seylerdendir; namaz kilarken onunuze (deriden yapilmis eger cinsi sutre koyacak) olursaniz ibadetiniz temiz kalmis olur”. Bu dogrultuda olmak uzere Ayse’nin soyle konustugu yazili ayni sayfada: “Tanri elcisi, namazi bozan seyleri onumde tekrarladi. Bunlar: Kopek, esek ve kadindir…” Diyanet’in bu ayni yayinlarinin 10cu cildinin 449 – 450 sayfalarinda, kadinlarin “irade ve bunye itibriyle fitri za’f icerisinde bulunduklari” ve bu nedenle kamu yonetimiyle ilgili gorevlere getirilemeyecekleri konusunda aynen soyle yazili: “Islam hukukunda amme velayeti denilen devlet teskilati riyaseti ancak erkek bir vatandas tarafindan temsil olunur. Bu millet otoritesini temsil edecek mevkiye kadin intihap edilemez. Cunku kadinin fitrati bir cok cihetlerden bu cok agir vazifeyi deruhte emege musait degildir. Bunun icin islam hukukunda… devlet riyasetine intihap olunabilmesi hususunda kadin icin hic bir hak kabul edilmemistir.” Ekleyelim ki bu yasaklama, sadece devlet baskanligi gorevini degil fakat kamu yonetimiyle ilgili her gorevi (ornegin yargiclik, kaymakamlik, vs… gibi) kapsar. Yine ayni yayinlarda (cilt 4, sayfa 219 ve cilt 7 sayfa 300) kadinin, “irade ve hafiza zayifligi” nedeniyle, “bey akdi” (alim satim akdi) yapamayacagi, ya da yaninda kocasi ya da erkek kardesi ya da erkek yakinlarindan birinin koruyuculugu olmadan seyahate cikamayacagi belirtilmis ve bunlarla ilgili Kur’an ve hadis hukumleri sergilenmistir. Yine ayni yayinlarda, kadinlarin ugursuz olduklarina dair su var: “… Ugursuzluk uc seyde: at’ta, kadin’da, evde hasil olur…”. “Eger esyada seamet farz olunursa, at’ta, kadin’da, ev’de ve meskende aranilmalidir…” (Bkz. Cilt 8, sayfa 312, hadis no. 1211 ve sayfa 267-8, hadis no. 1795) Ayni yayinlarda kadinlarin fitneci ya da fitne nedeni olduklarina dair Muhammed’in soyle dedigi yazili: “… Dunya’dan ve kadinlardan sakinin, zira Beni Israil’de ilk fitne kadin yuzunden cikti…”; “Benden sonra erkeklere, kadinlardan daha zararli fitne ve fesad (amili) olarak hicbir sey birakmadim” (Bkz. Cilt 1, sayfa 105; ve cilt 11, sayfa 267, Hadis no 1795 ve 127). Yine ayni yayinlarda kadinlarin cehennemlik olduklari ve cunku Muhammed’in soyle konustugu bildirilmistir: “Bana cehennem gosterildi. Bir de gordum ki ehl-i Cehennem’in ekseri kadinlardir…”. “… Kadinlar, sadaka veriniz. Zira bana cehennem halki gosterildi, cogu sizler idiniz…” (Bkz. Cilt 1, sayfa 41, 224, Hadis no. 27 ve 207) Ote yandan Gazzali gibi Islam’in temel kaynaklarina dayali olarak halkimiza belletilen seriat hukumleri arasinda kadin’larin “hilekar, duzenbaz, seytani, fitneci ve fesatci” olduklarina dair daha niceleri bulunmakta. Butun bunlar yaninda bir de kadinlarla iyi gecinmek gerektigi konusunda erkeklere tavsiyede bulunurken gerekce olarak kadinlarin aklen ve dinen eksik olduklari animsatilmakta. Ornegin Muhammed’in soyle konustugu bildirilmekte: “Kadinlar aklen ve dinen dun(eksik) yaratilmislardir, bundan dolayidir ki onlarla iyi gecinmek, akillarinin noksan oldugunu dusunup onlara aciyarak eziyetlerine katlanmak gerekir. Kadinlariniz hakkinda Allah’tan korkun (cunku) onlar sizin elinizden hurriyetlerini kaybetmislerdir, onlar sizin kolelerinizdir.” [Butun bu konularla ilgili kaynaklar icin benim “Kadin ve Seriat” adli kitabima bakiniz.] Kadinin insanlik sahsiyetinin haysiyetine aykiri dusen bu tur seriat hukumleri, Turkiye Cumhuriyeti Devleti tarafindan Turk vatandaslarina dinsel temel veriler olarak belletilirken, Basbakan’in kalkipta “Biz zina’yi sirf kadini korumak icin suc niteliginde kilmak istiyoruz” demesi, inandirici olmak bir yana fakat sasirtici’dir da; ustelik ayni zamanda Avrupa Birligi’ne atilmis bir tokat anlamina gelmektedir, cunku A.B. ulkeleri, Turkiye Basbakani’nin tanimina gore, hani sanki henuz kadini koruma bilincine erismis degillerdir. Bu vesileyle bir de sunu eklemek gerekiyor: Gecenlerde Diyanet Baskani, zina’nin butun dinlerde buyuk bir gunah (dolayisiyla suc) sayildigini soyleyerek Basbakan’a destek vermege calisti. Ne var ki Diyanet’in yukarda sozunu ettigimiz yayinlarinda (Cilt 4 sayfa 265, 268), zina eden (ya da hirsizlik,cinayet, vs gibi suclari isleyen) kisilerin “La ilahe illa’llah” (yani “Tanri’dan baska Tanri yoktur.”), sozlerini tekrar etmek suretiyle gunahlardan kurtulup dogruca Cennet’e girecekleri yazilidir. Simdi sormak gerekmez mi: Beylesine kolay ve hukuku dislayan usullerle tum gunahlardan ya da sucluluk duygusundan kurtulma olasiligina inanmis ve ayrica da kadini hakir kilici hukumlere muhattap kilmis bir toplum Avrupa Birligine nasil katilabilecek? http://www.ilhan-arsel.org/Gazetelerde/kadini_korumak.html

Reklamlar