Türk Dil Kurumu (TDK), uzaya gidecek ilk Türk astronot için ‘gök-men’ isminin kullanılmasını istedi. Milli Güvenlik Kurulu ve Savunma Sanayii İcra Komitesi’nde görüşülen Türkiye Ulusal Uzay Programı’na göre, Türkiye’de 2008’de astronot yetiştirme programı başlatılacak. 2015’te ise uzaya ilk Türk astronot gönderilmesine yönelik çalışmalar yapılacak. TDK da uzaya gidecek ilk Türk’e ‘gökmen’ adının verilmesi için Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve ilgili kurumlara yazı yazacak. TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın, Amerikalıların uzaya gidenler için ‘astronot’, Rusların ‘kozmonot’, Çinlilerin ise ‘taykonot’ dediğini hatırlatarak, “Kendi uzay adamımızı Amerikalıların, Rusların veya Çinlilerin diliyle adlandıracak değiliz. Biz de uzay adamımızı kendi dilimizden adlandırmalıyız. TDK olarak önerimiz ‘gök-men’ veya ‘uç-man’dır.” dedi. Ben bunlara `Türk işi ekşın` diyorum. bunun daha güzel örnekleri yazıda da var. Bunların haricinde, zaten dikkat ederseniz `astronot`’a bir şey diyoruz. Yani bir adı var. Ancak Türk olunca neden adı değişiyor ? olsun `gökmen` olsun da, o zaman adı gökmen olanların adı ne olacak? Bu söz birden mana değiştirmeyecek mi? Tabi bu da o kadar önemli değil asıl konu başka. Bu tür şeyleri bir türlü anlayamadım. Örneğin, madem f klavyede yazmalıyız, ticaret bakanlığı geri zekalı mı? On yıllardır `qwerty` ithal edilip, ucuza satılıyor. sonra birileri çıkıp pahalı` f klavye`’yi almamızı istiyor. Birden `f klavye`’yi keşfe koyuluyoruz. Kampanyalar yapılıyor. Cumhuriyetin kuruluş yıllarından anılar aktarılıyor. f klavye’nin bulunuşu, türkçeye uyumu, Türkçe’nin faziletleri. Aynen bunun gibi madem `astronot`’a bir şey diyeceğiz neden bunu 36 yıl sonra düşünüyoruz? Sanırım, halka `bir gün bir türk astronot` olacak demeye çalışıyorlar. bence önce halkı değil, yönetimdeki kan emicileri ikna etseler daha iyi olacak. yoksa halk kimi seçerse seçsin `denetimsizlik`ten uzaya gidecek astronot’un donunu bile çalacaklar. halk zaten gece gündüz gemi azıya almış !:gemi azıya almak! çalışıyor. Bir takım `üleşiciler` olmasa biz şimdiye `gökmen`’i de yollardık ya… küfürler bana kalsın. İnsanlara bedava umut dağıtmayacaksın, delikanlı gibi savaşmayı, hakkını aramayı, astronotu istemiyorsa diline sokmamayı öğreteceksin. 40 yılda dile oturmuş sözcüğü değil, 40 yıl gerideki kafaları değiştireceksin. Acımayacak, yeni gelene destek vereceksin. Geçmişi düzelterek yaşayamayız artık. Geçmişteki hataları düzelterek bir yere varamayız. Geleceği inşa etmeliyiz. Geleceği inşa edemeyenler, geçmişteki hatalarını düzelterek geriden gelirler. Ne f klavye, ne de gökmen, bizim sorunumuz çok daha derinde. İnsan hataları ile gömülür. Cildinde yara izi olmadan gömülen insan, hiç yaşamamıştır. Hak ettiğimiz gibi yaşamak istiyorsak, çoktan hakettiklerimizi bize lütuf gibi sunanlara acımamalıyız. Aklı kırk yıl sonra başlarına gelenler, en hafifinden `onun bunun çocuğu` olduğu için o koltuktadır. Bizim artık herşeyi `onun bunun çocukları`na bırakcak acziyeti geride bırakmamızın `vakti geldi de geçiyor`. Unutmadan şu köşe yazarları var ya f klavye kampanyası yapanlar! inanın onlar ne suya ne de sabuna dokunuyorlar. Her şeyden önce dürüstlüklerini çoktan yitirmişler. Hiç akılları yokmuş gibi davranıyorlar. Eğer benliğini koruyacaksan ya qwerty’ye vergiyi koyarsın ya da f klavye’yi `sübvanse` edersin. Bu ne soytarılıktır? Gerçi daha önce söylemiştim; bu tür şeyleri bir türlü anlayamadım.

————————–
gökmen, “büyük gök” “gök’ün sahibi” anlamında bir kelimedir. aslında neden böyle bir dangalaklık yaptıklarına takılmışken atlamışım. bazı arkadaşlarda böyle bir çağrışım yapacağını ben de düşünmemiştim. türkçe’deki men-man eki büyüklük, sahiplik bildirir. kocaman – egemen – türkmen gibi birçok kelimelerde geçer. yani gökmen deki men’i “adam” gibi algılamak büyük bir hatadır. türkçe’de “men” eki bir büyüklük-sahiplenme ekidir.

Reklamlar