bu çok `antroposentrik` bir yaklaşımdır. “evrenin merkezi dünyadır” gibisinden çıkarımların öncülüdür. tarihteki yerini almış dini doktrinlerde görülür. aslında bilinen tek aklın sahibi insandır. burada bazı hayvan bilimciler bu yaklaşıma karşı çıkabilirler haklıdırlar. ancak teistlerin ya da bilinemezcilerin (deistler, agnostikler, panteist, epipanteist v.s.) böyle bir hakkı yoktur. tanrının doğuşu; insanların doğa olaylarına karşı savaşlarında temel enstrüman olmasıdır. tüm herşey insan içindir ve tanrılar güçlerini nedense insanlar için kullanırlar. prometheus tanrılardan ateşi çalar, ateş aslında akıldır. dikkat edilirse neredeyse 20 yy.’a kadar bütün doktirinler antroposentriktir. ancak ondan sonra ateizmin doktrinleri insan hakları evrensel bildirgesi (ki içinde hayvan hakları, yaşamın kurtsallığı, eğitim hakkı, sağlık hakkı v.s.), avrupa insan hakları mahkemesi gibi sonuçlar doğurmuştur. bu son yaklaşımlarla özellikle “tüm evren bizim için yaratıldı” yaklaşımları çökmüştür. bu fenomenin yıkılışı uzaylı fenomenini doğurmuş, evrendeki mutlaklığından feragat eden insanoğlu yeni açılımlar peşine düşmüştür. özellikle uzayın keşfiyle hayal gücü de genişleyen insan oğlu `star wars` gibi efsaneler yaratmıştır. bugün dünyada doğadaki varlıklara bakış açısı değişmektedir. insan dinlerden arınarak kendini bulma yolundadır. bir at üstüne insan binmesi için yaratılmamıştır ve bunu fark eden insan ata binmeyecektir. insanın da doğanın bir parçası olduğunu fark ettiği şu günlerde şunu söylemek isterim, “ilerde evrenin her yerine doğamızı da götüreceğiz”. doğada varolan herşey insan için değildir ama `spielberg`’in dünyalar savaşında demek istediği gibi “insan doğadaki milyarlarca canlıdan biridir”.

Reklamlar