Güneşi balçıkla sıvayamayanlar olsa olsa çamurdurlar.

Yağma ve üleşme üstüne bir dünya vardı. Üleşmeleri bütün ahlaklarıydı. Ahlakları kendi aralarında ve kendileri için olduğundan, diğerlerine zulüm ediyorlardı. Baktı ve zulümlerini bastıracak bir şey aradı. Kuyuya bir taş attı, göle biraz maya çaldı. “Bir güç var” dedi, “zulmünüze gem vurun”. Durdular, çünkü korku en büyük güçtü. Zulümleri inancı doğurmuştu. Artık bir de korkuları vardı. Bu korkuları, imandan başka herşeyi inkar ettirdi. İnkarları yalanlarını doğurdu. Ve yalanlarına inandılar. Artık yalanları gerçek olmuştu. Herşeye karşı yalanlarını korudular. Onlar gem vurulmuş zulümleri ve inkarları ile gerçektiler. Sonra biri sordu; biz neyiz, neydeniz, niye böyleyiz ? Döndü ve onlara baktı, “siz ancak çamurdansınız”.

Reklamlar