sanılanın aksine çok fazladırlar, yazlık yörelerde turist kılıgında bulunabilirler !:dişlek smiley! . ayrıca bir anadolu geleneği olarak, bir kenara çekilip yavrusunu emzirenler de vardır. ancak benim okuduğum bir hikaye binlerce yıl öncesine dayanıyordu. islamın aslında köleliği kaldırmadığını biliyordum. ancak bu olayın detaylarını iyi bilmiyordum. okuduğum hikaye; cariye, halayik gibi isimler altında iyiden iyiye bir mal gibi görülen zavallı köle kadınların unutulmaya yüz tutmuş binlerce acılı hikayesinden sadece birisiydi. bu hikayeler, geçmişin hiç de sandığımız gibi olmadığını anlatırlar. sonrasında bir ara nette bu yazıyı buldum. anlaşılan gizli kapaklı birçok konu daha birçok kez önümüze gelecek. bu yazı bir ilahiyat profesörünün. benzerini ben yazsam kimbilir neler söylenirdi. Göğüsleri açık müslüman kadınlar Prof. Dr. Zekeriya Beyaz’ın, Haziran ayında yayınlanan ‘İslam ve giyim kuşam’ adlı kitabındaki çizimler büyük gürültü kopardı. Göğüsleri açık, mini etekli, iki ‘müslüman kadın cariye’ çiziminin altında ‘Müslüman cariye hanım, toplum içinde bu kıyafetle gezer ve namazını bu halde kılabilir’ yazısı tepkilere neden oldu. Prof. Beyaz bu konuda şöyle dedi: ” Hanefi, Şafii ve Hanbeli mezheplerine mensup müslüman cariyeler, diz ile göbek arasını örterlerdi. Bu kıyafetlerle namaz kılar, çarşıda pazarda dolaşırlardı. Maliki mezhebine göre ise sadece ön ve arka edep yerleri örter, yani bir mayo giyerek namaz kılar, dolaşırlardı. Eğer Kuran’da kadınların baş, kol ve şura buraları şöyle örtünmeli, böyle örtünmeli diye bir hüküm olsaydı, bu tip mezhepler böyle hüküm verir miydi? Bugün normal müslüman hanım böyle namaz kılamaz. Kadınların namaz kıyafetlerinde aynı zamanda ritüellik vardır. Bugünkü hanımlar da zaten cariye değildir. Bu kıyafetle namaz kılmayı tavsiye etmem söz konusu değil İslamiyetin ilk dönemlerinde savaş esirleri cariye kabul edilirdi. Bunlar müslüman oldukları halde o vasıfları devam ederdi. Kuran’da kadınların saçı başı örtülecek diye kesin ayet varsa, mezhep imamları, müslüman olan bu cariyelere neden o ayetleri uygulamadılar. Hür hanımların başının baskı altına alınmasının sebebi ise çok evlilik ve cariyelerle nikahsız yaşamadır. Evin beyi cariyelerle nikahsız yaşarken, hanımının, başkasına giderek kendisinden cinsel intikam alacağı korkusu ile başını örttürerek cinsel intikam almaktadır. Burada ısrarla altını çizdiğimiz şey, örfe bağlılık, halkın kabulüne bağlı olmanın esas olduğudur. Arap örf ve adeti öyleydi. Müslüman bayanlar evlerde tuvalet olmadığı için bu ihtiyaçlarını şehrin dışında hurmalıkta geceleyin giderirlerdi. Cinsel tacize uğrarlardı. Hz. Peygamberimiz bu cinsel tacizi yapan saldırganları buldu. Onlar da, ‘‘Biz bunları cariye sanıyorduk’’ dedi. Onun üzerine, Ahzab Suresi’nin 59’nci ayeti geldi. Ayette; ‘‘Müslüman hanımlar def-i hacet için dışarı çıkınca bir çarşaf yani cilbas gibi baştan aşağı örtsünler ki, tanınsınlar. Cariye olmadığı anlaşılsın. Tacize uğramasınlar‘‘ deniyor. Şimdi, ne cariye, ne de böyle taciz var. Kimsenin örtünmeye ihtiyacı yok. Kuran’da böyle örtüneceğine dair açık, kesin bir ayet yoktur. Bağırıyorum. Bunun yokluğunun en açık belgesi cariyelerin kıyafetidir. Ben bunu 35 sene önce öğrendim. Oysa, vaazlarda, ‘ bir kadının saçının bir teli gözükürse 1000 sene cehennemde yanar’ deniliyordu. Bunu görünce anama çok acıdım. 60 yaşındaydı, cehennemde yanacaktı. Ancak, islam hukuku kitaplarını okuyunca böyle olmadığını gördüm. İsyan ettim. Bu kitaplarda tarif edilen cariye kıyafetini günü gelecek, islam kitaplarında yayınlayacağım dedim.” Kaynak: Hürriyet, 10.12.2000

Reklamlar