bazen insanı yalnızlıktan kurtaran bir deyimdir. bir süpheliye, bir sanığa `etraftaki birileri` vururken tek canı yananın kendisi olmadığını anlatır. bu ve bu tür halk deyimleri benim nazarım da aşmış deyimlerdir. ben bu deyimi ilk duydugumda çok şaşırmıştım. benim zannımda “insanımız” her şüpheliye, her sanığa vurmak isterdi. tabi sonradan bu darlığımın çevreyle alakalı olduğunu anladım. ülkemizde bazı şeyleri gerçekleri ile anlamamız çok zor olabiliyor. mesela erzurum yöresine ait halk deyişlerini okursanız çok şaşırmanız mümkündür. anonim bir değişte yiğit kişi şöyle tanımlanmış; “kem sözü duymazdan gelebilen”. bazen bir kapkaç sanığı, bazen çatı aralığına korkuyla sığınmış bir hırsızlık şüphelisi insana bu sözü hatırlatır. `etraftaki birileri` polislerin kolları arasında, nasıl da o insanlara saldırırlar. bu kişiler artık yakalanmış ve adaletin vereceği ceza ile cezalandırılacaktır. düşene vurmak nasıl da aşağılık bir ruh halidir. kimdir bunlar orada ne aramaktadırlar ? bazen konuyla alakalı bir mağdur da olur, ama mağdurun bu kanlılardan fırsat bulması pek mümkün olmaz. yoksa bazılarımız insanlara vurmak için fırsat mı kolluyor ? yüzüklerin efendisi’nin kitabını okuyanlar hatırlayacaktır, kitapta hobbitlerimiz shire’a dönerler ve shire’da da son bir ufak mücadele daha yaparlar. kitabın nerdeyse sonu gelmiştir ve artık frodo düşmanlarına karşı bile inanılmaz bir merhametle hareket eder. acaba herkesin böyle olması mı gerekiyor ? bu modern çağlarda merhameti öğrenmemiz mi gerekiyor ? bu mümkün mü ? bence sadece medeni olsak yeterli olacaktır. çünkü merhamet bizden uzakta akan bir nehir. bazen bir deyimde, bazen bir deyişte sesini duyarız o kadar. işin aslı düşenin kanlısı olmak ne kolaydır ! düşene gülmek ne kolaydır ! hayatta en büyük korkularımız hep düşmek üstüne değil mi ? ama bu ülkede herkes şanslı doğmuyor. insan “düşen” olmadan ya da “düşene vurmadan” bunları düşünmelidir. insan bir akla sahip olmanın sorumluluğunu taşıyabilmelidir. başarılarla dolu müreffeh bir hayat sürerken, bir başarısızlığın ardından yıkılan nice insanlar vardır. çünkü başarısızlık yetimdir. onu kimse sahiplenmez. çünkü başarısızlık da bi yerde düşmektir. bazı düzenlerde başarılılar, sadece başarısızların varlığında anlam kazanırlar. bu da ayrı bir konudur. düşmek pis bir yolculuktur, çoğu zaman başladı mı bitmez. yani, bir sonu pek yoktur, düştükçe düşülür. belki de düşene vurana, düşenden fazla acımamız gerekir. işin özü; düşene kanlı olmak marifet değildir. unutulmamalıdır ki, düşmek de hayatın parçasıdır. nerde, ne zaman, kimin başına gelceği pek belli olmaz. şu da unutulmamalıdır ki, bireylerin tek tek adaleti olmaz. adalet toplumundur, devletindir.

Reklamlar