Aslında köpeklerde de bolca bulunan bir şeydir. İnsanın cesareti çoğu zaman onun cehaletine ve aptallığına denk gelir. Çünkü cesaret, ancak akılla yoğrulan bir birliktelikte anlam kazanacaktır. Hareket eden her canlı bir korku ve cesaret içermelidir (yeni araştırmalar bitkilerin de benzer bir tavrının olduğunu söyler). Bu yaşamın devamı için şarttır. Genelde korkunun “edimsel bir öğrenme” olduğunu söylersek, cesaret için de “sürekli baskılanan bir süreçtir” diyebiliriz. Unutmamak gerekir ki, akılla yoğrulan cesaret bazen korkunç bir güce ulaşabilir. Hatta bir cumhuriyet bile kurabilir. Bunun çok güzel bir örneği de vardır. Diğer bir çok duygulanımlar gibi salt cesaret de tek başına hiçbir şey ifade etmez. Aslında “akıl” duygulanımları yönlendirmediği sürece, duygulanımlar hayvansaldır. İnsanı hayvandan ayıran akli bir kaç fonksiyondur. Akıl, önce zihni bilgiye ardından da bir fikre ulaştıracaktır. Zihni, bilgiden fakir bir akıl, fikirsel ucubeliklere kapılma eğlimindedir. Bu durumda “cesaret sadece akılla iş görür” de diyemeyiz. Akıl, bilgiyle iş görür. Bilgi, aklı bir fikre götürür. Cesaret, akla fikirle birlikte iş görecek eylemi yaptırır. Duygulanımları inceleyen bir insan istisnasız hep aynı sonuca ulaşacaktır. Bunlar yaşamın en temel öğeleridir. Bunlar akıl ile yönlendirilmesi gereken güçlerdir. “Adrenalin” böbreküstü bezlerinin en önemli hormonlarındandır. Salınım prensibine “fight or flight” yasası denilir. Adrenalin bedene özellikle kaslara ani enerji gereksinimi anında salgılanır. Bu “dövüş ya da kaç” (fight or flight) sözü de buradan gelir. Organizma dövüşmek ya da kaçmak için, yani her iki durumda da enerjiye ihtiyaç duyacaktır. Bu ani enerjiyi serbest bırakacak en önemli hormon da adrenalindir. Adrenalinin yarılanma ömrü çok kısadır. Adrenalinin kendisi bile, bize cesaret ve korkunun nasıl bir birliktelik içinde olduğunu çok güzel gösterir. Akla gelince o bilgiye aç bir devdir. Asla doymaz yedikçe acıkır. Aklın insana kattıkları ise bugün artık tariflerin, tasvirlerin ötesindedir. Atomun dünya’yı bile yok edebilecek gücünü serbest bırakmaktan uzay-zamanın sırlarına, kalp damarlarından balinaların dillerine bitmeyen bir okyanusa yelken açmıştır. Akıl, cesaret ve korku; insanın yaşamdaki bu en temel öğeler, nasıl bir birliktelik sürdürürler ? İnsanoğlunun en temel duygusu korkudur. Korku edimsel öğrenilen bir süreçle gelişir. Cesaret ise genelde baskı altındadır. Peki cesaret akla tesir edebilir mi ? İşte bunu düşünmek bile bir cesaret işidir. Kişi kendi davranışlarını duygulanımlarını inceler ve aklına cesaretle yön verebilir. Bunu yapan hayata dair soruların, doğru cevaplarına ulaşacaktır. Cesareti aklına rehber edebilen kişi korkularından arınacaktır. Korkunun yarattığı tabular birer domino taşı gibi yıkılacaktır. Artık adrenaline ihtiyaç kalmayacaktır. Çünkü bu dövüşte rakibiniz aslında eski sizsinizdir. Kendi yarattıklarınız ve bin yılların hayaletleri aslında varolmayan rakiplerinizdir.

Reklamlar