duru suda balık avlayamayanların işidir. peki suyu ne bulandırır ? su; arı – duru kalma eğlimindedir. bazen bulanır, bulandırılır işte. bulanık suya ilişkin bir hikaye anlatılır. bu hikaye bir adamdan bahseder. bu adam balık avlamak ister ama avlayamaz. önce suyu bulandırır sonra da bulanık suda balık avlar. sadedi ile böyle bir hikayedir. bazı hazır çorbaların üstünde “ılık suya ilave ediniz” yazar. çünkü normal sudan böyle bahsedilir. çünkü anormal su olmaz. çünkü bu çorbalar sıcak suda hemen topaklaşır. erimeden katılaşan parçalar, sıcak ve bulanık suda görülmez olur. başıma gelmişti de o zaman bir çözüm bulmuştum! çorbaya biraz kuru nane koydum. çorbanın suyu yeşile çaldı, topakları görünür oldu. su normalde arıdır, durudur; suyun saydamlığı/şeffaflığı ne de güzeldir ? antik çağın felsefecileri “öz”ü arar dururmuş! bir ara suyun öz olduğuna kanaat getirenleri olmuş. bilimsel literatür, canlılığın sularda başladığı savını pek makul bulmuş durumda. öyle ki yakın zamanda su havzalarının (deniz, okyanus v.s.) sanılandan yüz milyonlarca yıl önce oluştuğuna ilişkin yazılar yayınlandı. böylece canlılığın sanılandan eski olduğu söyleniyor! fosil kayıtları tekrar inceleniyor. bence su, belki de yeryüzdeki en büyülü şeydir. mevlana her gün bir yerden göçmek ne iyi. her gün bir yere konmak ne güzel. bulanmadan, donmadan akmak ne hoş. dünle beraber gitti, cancağzım, ne kadar söz varsa düne ait. şimdi yeni şeyler söylemek lazım. aslında çoğu zaman hikayelerin içinde bir hikaye daha vardır. suyu bulandıran adamın hikayesi de böyledir işte. o pek bilinmez de hep avladığı balıklar bilinir. çünkü `Xsentius` amcamız m.ö. 9. yy’da “dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir” demiş. çünkü öyledir dünya. işte su böyle bulanır. çünkü yapılan işte yol, yordam sonuç kadar önemli değildir. işte bulanık suda balık böyle avlanır. çünkü amaç balık avlamaktır. kimse suyla ilgilenmez. bu adamın bir derdi varmış. bertrand russell `iktidar` adlı nobel ödüllü eserinde bunu işlemiş. insanın iktidar arzusu ne menem birşeymiş anlatmış! bu adam balık avlamak istiyormuş ama duru suda balık avlayamıyormuş! o da suyu bulandırmış. nasıl mı bulandırmış ? nane-türbanla yapmış bu işi. maya çalmış göle, ekmiş suya, su bulanmış. geçenlerde karısının beyin ölümü gerçekleştiği için fişini çekme kararı almış. bu davranışından dolayı dava bile edilmiş. gelin görün ki su bulanmış. olur öyle. su akar, su arınır. su hiçbir şeye benzemez. avcımız avladığı balıklardan kilolarla altın yapmış. artık su bulanınca duru suda balık avlayanlar gitmiş, bulanık suda da balık avlayanlar çoğalmış. işte böyle bir adam varmış. böyle de bir hikayesi varmış. bütün ölümler erken, bütün servetler yalandır. su akar yolunu bulur. suyu gene bulandıranlar olur. boş verin, siz balık olmayın! alık olmayın, yüzüyoruz işte. su yolunu bulur, ulaşır havzasına durulur. mevlana bu denizde ne ölmek var bize. bu denizde ne gam, ne dert, ne keder. bu deniz alabildigine muhabbet. bu deniz iyilikten, cömertlikten ibaret.

Reklamlar