konuyla ilgili uçak, bina, duvar, ferrari v.s. hikayeleri vardır. yukarda da örneklendiğini gördüm . bu aslında daha önce cevaplanmış bir soru olmasına karşın belki bu ortamda kayda geçmemiştir. atomlar yapıları ve davranışları ile günlük hayatımızda gördüğümüz ya da bizim boyutlarımızdaki fiziksel etkileşimlere pek uymayan davranışlar gösterirler. evrendeki atom sayısı belirli bir rakamdadır ve bunaların davranışları da bellidir. bellidir derken haisenberg’in belirsizlik ilkesini de kast ediyorum. yani bir belirsizlik içerdikleri de bellidir. aslında haisenberg’in belirsizlik ilkesi ve uzun süre önce silinip gitmiş maddesel deterministik kavramları kapışmıştır. einstein’ı da hüsrana uğratan bir sonuçla belirsizlik ilkesi maçı kazanmıştır. einstein’ın ünlü “tanrı’nın zar atmadıgına eminim” sözü de bu savaşın bir parçası olarak yıkılıp gitmiştir. bilindiği üzre artık bilim dünyası kendi algoritması içersinde ilerlemektedir. bu dünyada einstein dahi olsanız sözünüz bir yere kadardır. bugünlerdeki bu akıllı tasarım tartışmaları da bundan ibarettir. bazıları kendi saplantılı yaratılış fikilerini bilime dayatmaktadır ancak bu fanilerin pek bir başarı şansı yoktur. zira bilim artık kendi yolunda hızla ilerleyen bir devdir. önüne set çekmeye kalkanların heizmete uğramaları kaçınılmazdır. özellikle avrupa gibi din sonrası toplumların amerika’nın aç gözlü protestan yaklaşımlarını ezmesi tüm dünyaya her yolla (sinema müzik v.s.) dayattıkları saçma inanışlarının erimesinden başka birşey değildir. vaktiyle wikipedia’daki ülkelerin din (religion) hanelerindeki istatistiklerini kırpık hallerini cia’in sayfasında yayınlayan amerika bile artık gerçeklerden kaçamıyor. herne kadar istatistiklerdeki din hanelerinde “non” yazan bömlümleri istatistiklerin sonuna koysa da bugün bir çok ülkedeki en büyük yüzdeleri bu “non”lar oluşturmaktadır. atomların davranışları ve kendi aralarındaki ilişkileri anlamaktan uzak fizik, kimya v.s.’den bihaber kitlelere “bir kaba koyulan karbon, azot, hidrojen, oksijenden elde edilecek bileşikleri” anlatmak yerine “atomları demir plaka, taş, tuğla varsayın” diyerek; hiç bunlardan uçak bina olur mu ? gibi saçma sapan laflar edilmektedir. elbette taşların birleşip bina oluşturma ihtimali yok denecek kadar azdır. ancak atomların davranışları bırakın taşı tuğlayı moleküllere bile benzemez. aralarında kovalent bağlar, wadervals bağları, adhezyon gibi kuvvetler vardır. hele belirsizlik ilkesi gereği bunlar her durumda aynı davranışı da göstermezler. hele hele oluşmuş bileşiklerin cis-trans formları, oluşacak denge gereği L-R değişikleri yani atom dünyasında işler başka türlü yürümektedir. dediğimiz gibi molekül sayısı nerdeyse trilyonlarca olan bir evrende atom sayısı yüzlü rakamlardadır. hatta atomların temel yapı taşları onlu rakamlardadır. hal böyleyken bu kadar temel taşların bir evren, trilyonlarca şey* oluşturması için bi zahmet metal plaka ya da taş gibi değil çok daha kompleks hareket etmesi gerekmektedir. termodinamik ilkelerin entropi gibi evrensel parametrelerin okyanusunda, bir kaç eğitimsiz kişiyi “bakın taşları çuvala doldurdum, salladım bina olmadı! demek ki tanrı var” diyerek kandırıp sırtlarından zengin olmaya ne demeliyiz ?

Reklamlar