Bu aralar internete, bilgisayara, oyunlara saldırmak moda. Geçenlerde Can Dündar bile yazısında internete, bilgisayara, teknolojiye vermiş veriştirmiş. Son dönemlerde özellikle hafta sonu eklerinde dünyada bu da var modunda yayınların arasına internet siteleri, oyunlar v.s. de girmeye başladı. Her zamanki gibi medya bunları kendi süzgeçinden geçirerek yayınlıyordu. Bu yazıların bazılarında kim olduğunu bilmediğimiz ve muhtemelen hiç de bilemeyeceğimiz bir adet eski stajer-yeni muhabirin, yanda vazo olarak durduğu resimler de hiç eksik olmuyor.

Medya; kendi yarattığı Hıncal UluçLar’ın esaretinde uyduruk ve kalitesiz dizilerin peşinde. Medya; magazin denen iğrenç bataklığa saplanmış. Medya; hırsızın, uğursuzun toplandığı yerlere siyasi parti demekte. Medya, kendi çirkefliğinin içinde boğulurken interneti ve bilgisayarı görmezden gelmeye çalışıyor. Medya internet haberciliğine karşı! Medya dünyayı durdurmaya gayret ediyor. Ne acı! Böyle kalmalı dünya, evet! Onların ağaçları keserek yarattıkları bu kağıt çöplükte kalmalı dünya. Onların ve onların sayesinde ünlü olanların dünyası. Onların ve onların istediklerinin kaymağını yediği dünya. Reklam pastası da diyorlar bu işe, okur sayısı da.

Onların dünyasının en önemli parçası ne bilgi ne insan! Onların dünyasında bir tek gerçek var, para. Oysa internette bilgisayarda paranın yeri zayıf! Ancak onların pastasından hergün bir parça buraya akıyor.

Medya internetten de bilgisayardan da oyundan da bilgiden de nefret ediyor. Onların yarattığı ve kesinlikle inter aktif olmayan bir dünyada tutulmalı dünya. Yakında HD televizyonlar ve yayınlar geliyor. İşte buradan da her şey gayet net gözüküyor. HD teknolojisi tamamen yayıncısına bağlı bir teknoloji. Örneğin ancak yayıncının izin verdiği yayınlar kopyalanabiliyor. Kaç yıllık televizyonculuk anlayışı tamamen bu destur doğrultusunda değişiyor. Bu konuda daha bir çok ayrıntı var. Sonuçta yazılı ve görsel medyanın tahtı sallanıyor. Çünkü iletişim en önemli gerçeklik. Yeni çağ ve yeni gerçekler birilerinin canını yakıyor. İnterneti adeta pastalarına konmuş bir sinek gibi görüyorlar. Ancak onları kızdıran şey sineğin bacağındaki pasta.

Birileri kendilerine şair, yazar v.s. diyor. Birileri dilbilgisi benden sorulur diyor. Aslında bunlar yaşlı insanlar. Bunların devri çoktan kapandı. Bugün gençler yeryüzündeki en çok okuyan ve yazan nesli oluşturuyor. Yani hız korkunç, gerçeklik korkunç. Onların dönemlerinden kalma “okunmamış kitaplar kütüphanesi” kurma modası artık bitti. Artık bir dvd dolusu e-kitap bir üniversite kütüphanesine denk geliyor. İşin güzeli bu elden ele siteden siteye gezen kitaplar gene bilgisayar alışkanlığı sayesinde okunuyor. Mesela ingilizce artık dünyanın ortak dili. Hangi millet fark etmiyor. Bu dünyada neredeyse şive yok, telaffuz yok.

Medya ölüyor arkadaşlar daha da çirkefleşeceğe benzer.

Reklamlar