yeni moda bir kuram gibi dursa da, kökünün çok eskilere dayandığı gün gibi aşikardır. işin ilginç yanı bu “intelligent design” yani akıllı tasarım ya da zeki tasarım kuramı, tamamen akıl dışıdır. kuramı açıklayan bir kaç evangelist bilimadamının “bu kuram dini değil ama isteyen din faydalanır” nidalarına neremizle gülmek gerekir bilemiyorum. bu kuram aslında bir tür pazarlıktır. papalık ve diğer büyük olşumlar evrimin reddedilemeyeceğini çok iyi biliyorlar. bu yüzden evrimin temel postülatlarını alıp, izolasyona bağlı tür çeşitlenmelerini kabul etmeyerek, türlerdeki çeşitliliği “akıllı tasarımcı”nın belirlediği gibi bir varsayıma dayandırmaktadırlar. ayrıca bu kuramın eleminasyona bağlı tür kayıplarını açıklaması mümkün değildir.

yıllarca gözün evriminin açıklanamaması gibi olguları, bir haber gibi yaydılar durdular. ancak Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuarı’nın (EMBL) 29 Ekim 2004 SCIENCE’da yayınlanan ve gözün evrimini açıklayan makalesini hiç duyurmadılar. artık dini teorilerine kılıf uydurmak için ayırdıkları milyar dolarlık bütçelere rağmen, hezimet üstüne hezimet yaşamak zor gelmiş olacak ki, bu yeni “uzlaşı formülü”nü buldular. nasıl ki dünya düz değilse ve galileo’nun dediği gibi “herşeye rağmen dönüyor”sa evrim teorisi de inkar edilemez bir gerçek olmuştur.

akıllı bir tasarımcı kuramı temelinden yanlıştır. çünkü bilinen tek akıl insan aklıdır. bu kuramı doğru kabul ederek elimizdeki gerçeklerden hareketle, “ancak akıllı bir tasarımcı, insanınki gibi bir aklı tasarlıyabilir” demek gerekir. bu durum kendi içinde bir paradoksa neden olur. bizim de akıllımızın olduğu ve tasarım yapabildiğimiz bir gerçektir. bunları başka üstün bir tasarımcıya bağlarsak; o zaman o, tasarımcının da akıllı olabilmesi ve tasarım yapabilmesi yine başka bir tasarımcıya bağlıdır. demektir. yani “bizi dünyaya uzaylılar ekti” gibisinden bir çıkarsama, “peki uzaylıları kim ekti ?” gibisinden başka bir çıkarsamaya neden olur.

akıllı bir tasarımcı olmadan akıllı bir yaratık varolamazsa, akıllı tasarımcıyı da yaratan bir akla ihtiyaç duyarız. bu sonsuz döngüsüyle bir paradokstur.
akıllı bir tasarımcı var ise buna kanıt gerekir ! ki kanıt varsa diğer tartışmalar zaten boştur. o zaman ilim-bilim onun peşine düşmek gerekir. biri, bizi tasarladıysa, onu da biri tasarlamıştır. eğer biri ısrarla onu tasarlayan yok diyorsa, bizi tasarlayan neden vardır ? buna cevap vermelidir.

biz akıllıyız, o kadar akıllıyız ki; bizi tasarlayan akıllı bir tasarımcıyı tasarlıyoruz. bilinen tek akıl bizde olduğuna göre ? ben varım, akıl var, bilinen tek akıl insanınki ise, tasarımcıyı tasarlayan da biziz.
işte asıl akıllı dizayn budur.

yoksa intelligent design diye bişe uydurmak, kendi içinde çelişkili kuramlara neden olur. bilimde açıklanamayan veya (n)’inci derece diferansiyel denklemlerle açıklanabilen moleküler karmaşıklıkların varlığı, ancak bizim cehaletimizi ortaya koyar. bizim cehaletimiz tasarımcıya delil değildir.

“İnsan pek mecnundur. Bir sinek kurdunu nasıl yaratacağını bilmez, ama gider düzineyle Tanrı yaratır.” (Montaigne)

Reklamlar