Ne yazık ki; acınası bir ahlak anlayışıdır. Çok kısa bir sürece önce, bir yetimhanedeki onlarca çocuğa tecavüz edildiği tüm medyayı meşgul etmişti. Araştırma derinleştirildikçe etrafta bu işe bulaşmamış adam bulmakta zorlanan polis ve jandarma güçleri, bir anda dolan dosyalardan bunalan adliyeler; sanıkların çoğunun devlet memuru olmasına da dayanarak, sanıkları tutuksuz yargılanmak üzere salıvermişti.

İşte hikayemiz tam da burada başlamaktadır. Normal bir toplumda, en azından dava sonuçlanana kadar dışlanması gereken bu insanlar, tam aksine kahvede okey oynamaktadır. Olayı araştıran bir gazeteci tesadüfen sanığın kahvede olduğunu öğrenir, pek inanmasa da gidip bir bakmak ister. Sanığı görünce hemen bir röportaj yapmaya karar verir. Olaylarla ilgili bir kaç soru sorması kahvedekiler tarafından hoş karşılanmaz ve gitmesi istenir.
http://www.sabah.com.tr/2005/02/01/gnd96.html
Bu olayda yargılama süreci hala sürse de, toplumsal olarak büyük bir ahlaksızlık batağında olduğumuzun en güzel örneklerinden biridir. Aynı şekilde bir adnan oktar gerçeğimiz vardır. Bu insan ülkedeki en ahlaksız adam olmaya adaydır. Mahkemede kurduğu tarikattaki mankenleri zenginlere pazarlamaktan mahkum edilmiş, cezası infaz edilmiştir. Gelin görün ki, toplumun vicdanında kendisi koskoca harun yahya’dır.

Bazılarımız bunları bir tesadüf zannedebilir. Bazılarımız ise en ahlaksızların en yukarlarda olduğunu fark edebilir.

Biz, Seda Sayan’ın yeni bir çocukla aşk yaşamasını doğal bulurken, aynı sebepten yan komşumuzu apartmandan attırırız. Biz, kendi çocuklarının penisinden et kesen bir toplumuz. Biz, öldükten sonra vadedilmiş seks kölelerini hayal eden insanların toplumuyuz. Biz, kendi kardeşini, annesini bir dedikodu için öldüren küçük erkek kardeşlerin toplumuyuz. Biz, kadınlarına ancak kafasını gözünü sarınca hürmet eden insanların toplumuyuz. Biz, bin yılların yanlışını bünyesinde bir zehir gibi taşıyan, durmadan öksüren öksüren ama o balgamı çıkaramayan insanların toplumuyuz. Biz, kendi çamaşırını, bulaşığını yani kendi pisliğini temizlemeyi öğretmediğimiz erkeklerin toplumuyuz. Biz, kahve alışkanlığı olmayan karısıyla, çocuğuyla vakit geçiren erkeklere; kötü gözle bakan insanların toplumuyuz. Biz, bizi eleştirenlerden nefret eden, okey taşlarındaki sırrı hala çözememiş insanların toplumuyuz. Biz, ahlağımızı doğrulardan iyilerden değil, işimize gelenlerden alan insanların toplumuyuz. Biz, onlarca çocuğa tecavüz edip insan içine çıkmaya utanılmayan tek toplumuz.

Öyleki 2001 yılında bir tarikat ilkokulunda (Nakşibendilerin Hidayet Vakfı) çocuklara tecavüz olayları yaşanıyor. Bunlar filme çekilip internetten sapıklara satılıyor. Üstüne üstlük onlarca kez ihbar edilmesine rağmen polis bile ilgilenmiyor.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=25038
Biz, niye böyleyiz derseniz şunu söyliyim; Pedro almodovar’ın la mala educacion adlı filminin olması ile olmaması gibi. Yani bir pederin kiliseye gelen çocuklara tecavüzünü ve sonuçlarını anlatabilmek ile anlatamamaktadır olay.

Biz, tecavüze açık bir ahlağa sahibiz. Konuşmuyor konuşturmuyoruz. Biz, yanlışlarını görmezden gelen ve doğal olarak da düzeltemeyen, hatta yanlışlarını gizleyerek dolaşan insanların toplumuyuz.

Reklamlar